Hukuki sorularınız ve cevaplarım

Hukuki sorularınız ve cevaplarım #78

 

İkinci evliliğimi yaptım. Birinci eşimden bir, ikinci eşimden iki çocuğum var. Ölümümde eski eşim mirasçı mı? İlk eşimden olan çocuk mirasçı mı?

Bu ‘ölümüm halinde’ veya ‘ölümü halinde’ diye sorulan sorulara öyle zor yanıt veriyorum ki. Hele yazı ile değil de büroda karşıma geçip ‘öldüğümde’ veya ‘bizim bey öldüğünde’ diye başlayan sorulara ‘yanınızdaki bey öldüğünde’ diye yanıt vermek ne kadar zor. İyi ama ölüm de hayatın bir gerçeği değil mi? Tabii öyle de, işte en acı gerçek. Bu tür soruların ikinci zorluğu şu: Kimin önce öleceği belli mi? Zira ölüm sırasına göre paylaşım da haklar da değişiyor. Şimdi nihayet geleyim soruya. Şayet herkesten önce siz ölecek olursanız eski eşiniz mirasçı değil. Peki kim mirasçı? Önce siz ölecek olursanız ve ölümünüz anında eşiniz hayatta ise sizin mirasçılarınız hayatta kalan eşiniz, ilk hanımdan olan bir, ikinci hanımdan olan iki çocuğunuz. Eşiniz dörtte bir hisseye sahip, geri kalan dörtte üç de üç çocuk arasında paylaşılacak. Sizin aile tablonuza göre herkes eşit pay alacak. Benden size, sağlıklı ve uzun ömür dilemek kalıyor.

 

Kira sözleşmemizde bir ayın kirasını ödememem halinde tüm kiraların talep edileceği yazılı. Bu geçerli mi?

Kira bedelleri, kira sözleşmesinde yazılı tarihlerde ödenmelidir. Şayet, her ay peşin ödeneceği yazılı ise bu her ayın beşi akşamına kadar demektir. Her ayın başı peşin, denildiğinde bu ayın biri demektir. İşte sözleşmede yazılı tarihte veya her ay peşin yazılı ise ayın beşi akşamına kadar kira bedeli ödenmezse kiralayan, kiracı aleyhine takip yapabilir. Takiple ödenmeyen ayın kirasını ister. Ancak okuyucumun sorduğu şekilde, sözleşmede bir madde varsa bu madde geçerlidir. Dolayısı ile bu halde kiralayan kiracıdan sadece ödenmemiş ayın kirasını istemekle kalmaz, kira döneminin sonuna kadar tüm kira bedellerini talep eder. Elbette anlaşılacağı gibi bir ayın kirasını ödeyemeyen birkaç ayın kirasını ödeyemeyeceğinden tahliyesi gündeme gelir. Bu nedenle kiracıların ödemelerine dikkat etmelerini önermek durumundayım.

 

Oğlum bir fakültenin bir bölümünü kazandı. İngilizce hazırlık okuyacaktı, bir yıl okula gitti geldi. Okul sapa bir yerde. Bir yıl boyunca her türlü maddi imkansızlığa göğüs gerip gönderdim. Hem oğlum yıprandı hem maddi yönden ben. Derken sene sonu İngilizce hazırlığı kaldırdık dediler. “Peki bizim bir avantajımız olmayacak mı?” dedik, “Olmayacak” dediler ve okulu yeni kazananlarla birlikte birinci sınıfa başladı. Bu durumda bizim bir hakkımız doğmaz mı?

Doğrusunu isterseniz çok karşılaşılan bir durum değil. Yani size, “İşte bunun örnekleri var, sonuç şöyle oldu” demek mümkün değil ama mutlaka bir örnek olması gerekmez. Hukuk mantığı içinde olaya baktığınızda evet mağduriyetiniz söz konusu. Hiç olmazsa sizin bir yıl boyunca yaptığınız masrafın tazmini ve bir hedefe varmak için başladığınız işte o hedefe varamamanın yıkıntısı için de manevi tazminat talep hakkınızın olduğunu kabul etmek lazım.

 

Bir firmada ambar şefi olarak çalışıyordum. Bir gün malları naklederken patlama oldu üç kişi öldü. Patronlar benim onları suçlamadan beyanda bulunmamı istediler. Bana bakacaklarını söylediler. Ben de öyle davrandım, ceza aldım cezaevine girdim. Çıkınca benim yüzüme bile bakmadılar. Şimdi manevi tazminat davası açabilir miyim?

Şimdi kısaca diyeceğimi diyeyim sonra bir açıklama yapacağım. Şayet işverenler size iftira atarak ceza almanıza neden olsalardı da siz sonradan suçsuz olduğunuzu ispat etseydiniz manevi tazminat hakederdiniz. Ancak siz kendi beyanınızla yani ikrarınızla mahkum olmuşsunuz. Artık tazminat falan alamazsınız. Evet şimdi de söyleyeceklerim: Hiç böyle bir pazarlığa girilir mi? Hiç durduk yerde bakılma taahhüdü nedeni ile cezaevine girilir mi? Bunu kabul eden sonucuna da katlanacaktır. Bunu soruyu soran okuyucum için yazmıyorum, böyle bir durumda kalan veya kalacak olan bütün okuyucularım için yazıyorum. Sakın ola ki böyle bir taahhüt altında yanlış iş yapmayın. Unutmayın her koyun kendi bacağından asılır, anlaşıldı değil mi?

Hukuki sorularınız ve cevaplarım

Hukuki sorularınız ve cevaplarım #77

 

 

 

Babamdan dolayı yetim maaşı almaktayım. Birine kefil oldum ve onun yüzünden borca girdim. Şimdi borcu ben ödemek zorundayım. Alacaklının avukatı beni bürosuna çağırdı ve ayda 500 lira ödeyeceğim diye bir yazı hazırlatıp imzalattı. Oysa benim gelirim bunun altında. Bu halde babamdan kalan yetim maaşını tahsil etmesine mani yok mu?

 

Sizin aklınıza emekli maaşlarının haczedilemeyeceği kuralı takılmış. Burada bir noktayı ayırt etmenizi hatırlatayım. Sizin kefillik nedeni ile borcunuzu ödemeniz gerekiyor. Bunun için sizin elinizdeki malvarlığına haciz konabilir. Bu arada almakta olduğunuz maaşa haciz konur ise sizin sorunuzdaki hadise tartışma konusu yapılır. Ancak sizin yetim maaşınıza haciz konulmamış ki, siz borcu kabullenip taksitle ödeyeceğinizi beyan etmişsiniz, yani konmuş herhangi bir haciz yok. Bu nedenle de maaş haczi henüz tartışma konusu değil. Siz maaşınızı almaya devam edeceksiniz.

 

Bundan 9-10 yıl önce babam teyzesinden bir arazi satın aldı. Satış sırasında tapuda işlem yapabileceğine dair raporları var. Satıştan dört yıl sonra teyzenin kızı annesini yanına aldı, akli dengesinin bulunmadığını iddia etti ve satışın iptalini istedi. Adli Tıp önce ‘akli dengesi yerindedir’ dedi, sonra ‘yerinde değildir’ dedi ve mahkeme ikinci rapora göre satışı iptal etti. Şimdi arazi ihale yolu ile satışa çıkarıldı. Babam verdiği parayı alabilecek mi?

 

Anlattıklarınızın birinci bölümü yanlışlıklar komedyası gibi. Bir kere tapuda işlem yapılırken sağlıklı olduğuna dair rapor varsa bu dava kaybolunmamalı. Bu bir. İkincisi kızının iddiası tam dört yıl sonra. Oysa sağlık raporu günü gününe alınır ve aynı gün işlem yapılır. Tam dört yıl sonra hastalanan biri için böyle bir karar verilmemeli. Başka nokta, Adli Tıp raporları. Birbirini izleyen iki tane ve birbirinin tam aksi iki rapor olabilir mi? Bu kabil raporlar nedense son günlerde yaygın, bu durumda hangi rapora itibar olunacağına nasıl karar verilir. Dolayısı ile bu kararda epey şüpheli noktalar var. Bugün arsa neden satışa çıkarıldı, mektubunuzda açıklık yok ama madem ki arsa elinizden alındı ödenen bedelin de iadesi gerekir.

 

Babadan kalma tarlamız vardı. Bir gün bu tarlanın ortasından yol geçmiş, yolun üst kısmı imara açılmış ve bir başkasına verilmiş. Ancak bu işlem üzerinden sekiz sene geçmiş. İtiraz süresi geçti dediler ne yapalım?

 

Sizin tarlanın ortasından yol geçmesi, üst kısmın imara açılması yasal bir uygulama. İmar Kanunu’nun 18’inci maddesi uygulaması ama bu uygulama biraz tuhaf. Bu işlem tarla vasfındaki arazilerin artık şehirleşmesi için yapılan bir uygulama. Bu uygulama sırasında bazen arazinin yüzde 35’i bazen yüzde 45 i elinizden alınır. Bitmedi, arsanızın yeri değiştirilir, bir gidersiniz arsanız yerinde yok, bir başka yere gitmiş. Sizden alınan arsa payı için de size beş para ödenmez. Şimdi sizin olaya sadece “Tarlamızın ortasından yol geçti” gözü ile bakmayın, bakın bakalım sizden yasal oranda arsa payı alınmış mı? Arsanızın yeri değişmiş mi? Size tam olarak nerede ne kadar yer kalmış, önce bunları tespit edin bakalım karşınıza ne çıkacak?

Sizin tarlanın ortasından yol geçmesi, üst kısmın imara açılması yasal bir uygulama. İmar Kanunu’nun 18’inci maddesi uygulaması ama bu uygulama biraz tuhaf. Bu işlem tarla vasfındaki arazilerin artık şehirleşmesi için yapılan bir uygulama. Bu uygulama sırasında bazen arazinin yüzde 35’i bazen yüzde 45 i elinizden alınır. Bitmedi, arsanızın yeri değiştirilir, bir gidersiniz arsanız yerinde yok, bir başka yere gitmiş. Sizden alınan arsa payı için de size beş para ödenmez. Şimdi sizin olaya sadece “Tarlamızın ortasından yol geçti” gözü ile bakmayın, bakın bakalım sizden yasal oranda arsa payı alınmış mı? Arsanızın yeri değişmiş mi? Size tam olarak nerede ne kadar yer kalmış, önce bunları tespit edin bakalım karşınıza ne çıkacak?

Hukuki sorularınız ve cevaplarım

Hukuki sorularınız ve cevaplarım #76

 

 

Babamın iki evi var. Bunlardan birini kardeşime verdi, diğerini ise üç yaşındaki torununa. Bu durumda bu evlerde hak iddia edebilir miyim?

 

S. B.Hak iddia etmeniz için iki dönemi ayıralım. Birinci dönem babanızın hayatta olduğu dönem. Bu dönemde hak iddia edemezsiniz. İkinci dönem babanızın ölümünden sonraki dönem. Bu halde kardeşinize verdiği evi sattı ise pek bir şey yapamazsınız. Ancak bağışladı ise mahfuz hissenizi talep edebilirsiniz. Mahfuz hisseniz miras payının yarısı.

Ancak gerçekte bağışladı ama satış gösterdi ise bu halde miras payınızın tamamını alabilirsiniz. Bu kardeşinizle ilgili mesele. Bir de torun var. Üç yaşındaki bir çocuğa satış yapıldığını kabul edemeyeceğimize göre buna bağış yaptı demek gerekecek. Bağış durumunda ise kardeşiniz için söylediklerim geçerli. Siz babanızın ölümünden sonraki bir yıl içinde dava açarak mahfuz hissenizi talep edebileceksiniz. Burada da durum aynı mahfuz hisseniz miras payınızın yarısı.

 

 

Bir otelde çalışmaktayken işime son verildi. Ben yüksek ücretle çalışıyorken benim maaşımı SSK’ya düşük göstermişler. Şimdi maaşımı da ödemediler. Bunu alabilir miyim?

 

Bazı işyerlerinin yaptığı şeydir. Sizin ücretiniz ödenmediği için bunu tahsil amacı ile iş mahkemesinde dava açabilirsiniz. Açacağınız davada alacağınızın SSK’ya bildirilen rakam kadar olmadığını, daha yüksek olduğunu, işveren tarafından maaşınızın düşük gösterildiğini her türlü delille, özellikle de tanıkla ispat edebilirsiniz. Şayet çalışma süreleriniz yeterli ve bu nedenle de kıdem tazminatını hakediyorsanız bunun hesabının yapılması bakımından da asıl alacağınızı ispatlamakta yararınız vardır

 

 

Ben de pek çok kimse gibi yazılarınızı zevkle takip ediyor ve çok yararlanıyorum. Bazı yazılarınızda hukuki bir işe girişmeden bir avukata danışın diyorsunuz. Peki bir avukata danışmak kaç para? Milletin buna imkanı var mı? Bu fiyat konusunda bizi aydınlatır mısınız?

 

Ben size hemen bir şey söyleyeyim sonra kaç para olduğunu yazarım. Bizim memlekette hukuki işlerin pek basit olduğu görüşü var. Örneğin bir daire satın almak gibi önemli bir iş için hiç kimsenin aklına bir avukata danışmak gelmez. Ancak son bir yıl içinde bile bilirkişi olarak önüme gelen gayrimenkul satışı ile ilgili ihtilaflardan hiç tereddütsüz yüzde 90’ı satın alan aleyhine sonuçlandı. Sebebi, usulüne uygun satış sözleşmesi bulunmayışı.
Bir daire ortalama 300 bin lira. Bu paranın kaybedilmesi riskine karşı bir danışma ücreti ödemek akıllıca değil mi? Ancak 38 senelik tecrübemde şunu gördüm. Bizde ihtilafı önlemek için önceden bir hukukçuya danışılmaz. Ne zaman başvurulur biliyor musunuz? İhtilaf çıkar, problem kör düğüm olur, artık çözülmeyecek safhaya gelir o zaman avukata başvurulur. Bu safhada avukat ne yapsın. Doğrusu işin başında danışmaktır. Benim de tavsiyem budur.
Şimdi geliyorum danışma ücretine. Bizim avukatlık ücret sözleşmesinde bir saate kadar danışma ücreti 125 lira. Ancak bu asgari rakam. Her avukatın kendi tarifesi var. Görüşmeden önce bu rakamın sorulmasında ve ona göre karar verilmesinde yarar vardır ama unutmayın çok önemli değerler kaybedilebilir. Bunun yanında bir danışma ücreti çok cüzidir.
Apartmanımızda iki dükkan var, gerisi mesken. Dükkan ve arkasındaki mesken benim. Aradaki duvarı kaldırıp ikisini birleştirmek ve dükkanı büyütmek istiyorum ama komşulardan biri muvafakat etmiyor. Bu insan bir yıllık ev sahibi. Ben ise burada 20 yıldır oturuyorum. Bunun bir çözümü yok mu?

 

Kat Mülkiyeti Kanunu’na göre birbirine bitişik iki bağımsız bölümün ortasındaki duvar taşıyıcı eleman olmamak kaydı ile kaldırılabilir. Bunun için izne gerek yoktur. Ama sizin durumunuz farklı. Fark şurada: Bir bağımsız bölüm işyeri, diğer bağımsız bölüm mesken. Siz ara duvarı kaldırınca meskeni işyerine çevirmiş olacaksınız. Oysa binalarda meskenlerde işyeri kurulamaz. Yani sizin probleminiz işyeri kurmakta. Böyle bir izni ise ancak tüm bağımsız bölüm maliklerinden almanız gerekir. Bu komşu izin vermediği sürece bu işin bir başka yolu da yok. Üstelik ne yazık ki bu iş evde daha uzun süre oturmayla ilgili de değil.

Hukuki sorularınız ve cevaplarım

Hukuki sorularınız ve cevaplarım #75

 

 

On bir hisseli bir arsanın sahipleri olarak bu yere bina yaptık ama kat irtifakı yok. Şimdi kurmak istiyoruz, nereye başvuralım, nasıl kuralım?

 

Siz kat irtifakı kurmak istiyorsunuz ama kuramazsınız. Zira: Önce bir açıklama yapayım sonra ne yapmanız gerektiğini söyleyeyim. Efendim, Kat Mülkiyeti Mevzuatı’nda aslolan kat mülkiyeti kurulmasıdır. Bu halde bağımsız bölümlerin tek tek tapusu olur, bağımsız bölümler yine tek tek satılma imkanına kavuşur. Ancak kat mülkiyeti kurulurken binanın tamamen bitirilmiş olması ve iskan izninin alınmış olması şarttır. Bu iş tamamlanana kadar bir geçiş dönemi olmalıdır. Bu geçiş dönemi de kat irtifakı tesisi sureti ile olur. Yani kat irtifakı nihai amaç değil bir geçiş dönemidir. Bina ortada yokken, sadece elinizde tasdikli proje varken bile kurulabilir ama inşaat bittikten sonra kurulmaz. Artık isken izni alınır ve doğrudan doğruya kat mülkiyetine geçilir. Yani demek istediğim o ki, siz içinde oturulmaya başlanılmış bir binada kat irtifakı kuramazsınız ama kat mülkiyeti kurarsınız. Bunu da tapu dairesinde yaparsınız. Bunun için vaziyet planı, mimari proje, arsa paylarını gösterir liste, yönetim planı ve iskan izni ile hep birlikte tapu dairesine başvurmanız gerekecektir.

 

 

Babamın Ankara da hisseli bir arsası var. Arsa tapulu ama belediye bu yerin hazineye ait olduğunu söylüyor. Üzerinde evi var ama ev için belediyeye ecrimisil ödüyor. Ama ortakların kendi evleri var, onlarınki hazine arazisinde değil. Bina yapalım diyoruz ortaklar katılmıyor. Babam bu nedenle hastalandı kalp pili ile yaşıyor. Bu işi nasıl halledeceğiz?

 

Bir problemi halletmek için önce teşhis koymak lazım, ancak anlattıklarınızdan bir şey anlamadım ki teşhis koyup tedavi edelim. Anlaşılmayan hususlar şunlar. Birincisi ortak bir gayrimenkulde ortaklardan bir kısmı hazine arazisinde olup diğerlerinin olmaması mümkün değil. Sonra elinizde tapu var ama arazi hazinenin, bu da olmaz. Ya sizindir veya hazinenin. Tapusu varsa sizindir. Dahası da var. Mademki bu yer hazinenin peki belediye ne hakla sizden ecrimisil alıyor? Bu da olmaz. Bütün bunları ne için anlattım? Şunun için: Siz bu arsa hakkında yanlış şeyler biliyorsunuz. Önce doğruyu öğrenin. Sonra probleminizi çözelim, tamam mı?

 

 

Kredi kartı borcum var ama ödeme gücüm yok. Malvarlığım da yok. Bu halde ödemede acze düştüğümde hapis cezası alır mıyım?

 

Bir kimsenin adi borcundan dolayı hapis cezası alması söz konusu değildir. Bu yanıtı adi borcu nedeni ile verdim. Bazı hallerde hapis cezası verilir. Örneğin borcunuz kesinleşir ve de siz borcunuzu taksitlerle ödeme konusunda şekil şartına uygun olarak icra dosyasına taahhüt eder de taahhüdünüzü ihlal ederseniz hapis cezası var. Veya mallarınız haczedilir, size yedd-i emin olarak bırakılır ve siz de malları kaçırırsanız hapis cezası vardır. İşte bu ve buna benzer hallerde hapis cezası vardır ama sadece borcunuz olduğu için hapis cezası almazsınız.

 

 

Küçük bir ilçede bir büroda çalışıyorken işime son verildi. Danıştığım kişiler kıdem tazminatını hakkettiğimi söyledi. Bir iki avukata başvurdum tahminim, karşı tarafı tanıdıkları için davamı almak istemediler. Ben de çaresiz kaldım. Şimdi bu davayı kendim takip etsem edebilir miyim? Dava hakkım kaybolmuş mudur?

 

Bir dava açılacak ise bunu ‘asil’ takip edebilir. Herkes kendisini ilgilendiren konularda davasını açabilir. Ancak dava açmak ve takip teknik bir konu olduğundan bu işi bilen birine yani bir avukata vermekte elbette yarar vardır. Bir dava dilekçesi yazmak bile şekle tabidir. Bazı sürelerin bilinmesi şarttır vs. Ancak sizin durumunuzda, yani sıkışık zamanlarda avukata başvurmadan arada bir dışarıdan yardım alarak kendi davanızı takip edebilirsiniz. Bunda hukuki bir engel yok.
Dava hakkının kaybolup olmadığına gelince. Çeşitli davalarda çeşitli hak düşürücü süreler vardır. Ancak bunların içinde en uzun süreye sahip olanlardan biri de kıdem tazminatını talep süresidir ki bu süre on yıldır. Dolayısı ile önünüzde daha uzun, bayağı uzun bir süre var. Ancak tavsiyem dava dilekçesini hiç olmazsa bu işlerden anlayan birine yazdırın. Çünkü dava dilekçesindeki yanlış bir talep davayı kaybettirir. Dava sırasında hakimin size verdiği süreleri dikkatle izleyin ve verilen süreleri geçirmeyin.

Hukuki sorularınız ve cevaplarım

Hukuki sorularınız ve cevaplarım #74

 

 

32 daireli bir apartmanda daire aldım. Binada 12 kişi oturuyor. Kat maliklerini toplamak yönetimi oluşturmak lazım. Toplantı için çağrı yaptım. Birinci toplantıda nisap oluşmadı, ikinci toplantıya yedi kişi katıldı. Toplantıyı yaptık yönetici seçtik, bazı kararlar aldık. Bu kararları uygulamak mümkün mü?

 

Toplantı yapmak, karar almak yasada belirlenmiş şartları uygulamakla olur. Sizin toplantınızda benim tespit ettiğim bazı aksaklıklar var ancak bu aksaklıklara rağmen toplantıda alınan kararlar uygulanır. Ne zamana kadar? Yaptığınız toplantının veya toplantıda alınan kararlardan bir kısmının mahkemeden iptali kararı alınana kadar. Şayet bir gün kararların iptali konusunda mahkemeden karar alınırsa o tarihten itibaren iptal edilen kararları uygulayamazsınız. Ancak böyle bir iptal kararı alınmazsa kararları uygularsınız. Kanunun açık hükümlerini ihlal etmediği müddetçe de uygulamanızda bir sakınca yoktur.

 

 

İşyerinde çalıştığım patronum maddi sıkıntıya düşmüş. Bana bir teklifte bulundu ve benim adıma şirket kurdu. Ben de kabul ettim ve bizim şirket adına çekler yazdı, piyasaya dağıttı. Tabii bunlar da karşılıksız çıktı. Hakkımda haciz kararları alındı ve şimdi bu borcun altında kaldığım gibi karşılıksız çekten takip altındayım. Nasıl kurtulacağım? H.S.

 

Anlattığınız olay bir tek sizin başınızda olan bir olay değil. Bunu son zamanlarda çok yaptılar. Adına şirket kurulan kişiler de şirket sahibiyiz diye bir de patron havasına girdiler. Ancak tabii ki kazın ayağı öyle değil. Bu bahsettiğim kişiler de sonra zor durumda kaldı ama sizin kadar değil. Çünkü, verdiğim örneklerdeki kimseler adına şirket kuruldu. Şirketlerde şirketin borcu için (kolektif şirket hariç) ortakların şahsi malvarlığına başvurulmaz. Ancak yazılan çek varsa imza sahibi bunun cezai sonucuna katlanır. Şayet çek yoksa önemli bir problem de yaşanmaz. Ancak sizinkinin farklı olduğunu görüyorum. Sizin adınıza firma kurulmuş, zira tek kişilik bir şirket olmaz. Bu halde de tüm borçtan şahsen sorumlu olursunuz. Çek keşidesine gelince elbette bunu siz imzaladıysanız cezai sorumluluk da size ait. Doğrusu şirketinizin türünü öğrenin, bir hükmi şahsiyeti olar şirket mi? Örneğin bir limited şirket mi, yoksa şahsi bir firma mı? Şirket ise en azından borçtan kurtulursunuz. Şahsi firma ise bu da üstünüze kalmış. Bu geniş açıklamayı da diğer okuyucularıma örnek olsun diye yaptım.

 

 

Babam bu yıl vefat etti. Noterde vasiyetname yapmış. Bu ayın 17’sinde vasiyetname açıldı, malvarlığını kardeşimize bırakmış. Sağlık raporu var ama pratisyen hekim tarafından verilmiş. Vasiyetnamede tanık ise damadı. Bu vasiyetname geçerli mi? Mahfuz hissemizi alabilir miyiz? Ş.K.

 

Önce rapor konusu. Bir kimse hukuki işlem yaparken normal bir insan olarak kabul edilir. Ancak resmi işlemi yapan memur işlemi yapan kimsenin hukuki işlem yapamayacak durumda biri olduğunu görürse o işlemi yapmaz. Ancak memur doktor değildir, bariz bir aksaklık varsa bu yola başvurur. Bariz bir aksaklık yoksa işlemi yapar ama sonradan akli denge konusunda bir iddia olursa bu iddia incelenir. Yani vasiyetnamede pratisyen doktorun raporunun bulunuyor olması işlemi geçersiz kılmaz. Ancak akli dengesinin bulunmadığı yolundaki iddianın ispatlanmasına da mani değildir. Şayet aklı dengesi yerinde değildir deyip bu ispatlanırsa vasiyetname iptal olunur. İptal sebebinin öğrenilmesi tarihinden itibaren iptal davası bir yıl içinde açılabilir. Soruda bir nokta daha var. Tanık meselesi. Noterde yapılacak bir vasiyetnamede iki tanık gerekir. Tanıklar yakın akrabadan olamazlar. Örneğin miras bırakanın altsoyunun eşi de tanık olamaz. Oysa sizin olayınızda kardeşinizin damadı tanık. Yani babanızın altsoyunun eşi. Bu halde de vasiyetnamenin iptali talep olunabilir. Şayet vasiyetname iptal olunursa mahfuz hissenizi değil miras payınızı alırsınız

 

 

Bir televizyon işletme şirketinden yazı aldım. Benden üyelik nedeni ile 600 TL olan borcumu ödememi istiyorlar. Buna, benim aboneliğim olmadığı şeklinde yanıt vermeme rağmen ikinci bir yazı aldım aynı içerikli. Bulunduğum beldede altı kişiye daha böyle bildirim gelmiş, yaptığımız itirazı ise önemsemediler. Buna karşı ne yapabilirim?

 

Siz abone değilseniz elbette ödeyeceğiniz bir para da yoktur. Ancak bir ihtimal, hüviyetiniz birilerinin eline geçti de sizin adınıza abone mi oldular diye düşünüyorum. Ancak bu düşüncemin de biraz uzak ihtimal olduğunu düşündüm. Aynı beldede altı kişinin daha aynı durumda olduğunu söylediğiniz için bu kadar da olmaz diyorum. Peki ne yapacaksınız? Gördüğüm kadarı ile size bir mektup gelmiş, siz de buna karşı itirazlarınızı bildirmişsiniz. Bu mektup icradan gelmediği sürece bir önemi yok. Ancak bir gün icradan gelirse takibe yedi gün içinde itiraz edin takip dursun. Takibin yürümesi için karşı tarafın dava açması şarttır. Bu dava sırasında da abonesi olduğunuzun ispatı karşı tarafa ait olacaktır ki, bunun için yazılı bir abonelik sözleşmesi ibrazı gerekecektir.

Hukuki sorularınız ve cevaplarım

Hukuki sorularınız ve cevaplarım #73

 

 

Bu yılın ortalarında bir aracı noterden satın aldım ama muayenesini yaptıramadım. Ben aldıktan 45 gün sonra da araca eski malikinin borcu için haciz konulduğunu gördüm. Benim olan mala başkasının borcu için haciz konur mu? Trafik tescil, adliyeye başvurun diyor, borçlu ben değilim ki başvurayım. Noter satışı önem taşımıyor ise biz niye notere gidiyoruz?

 

Önce noter satışından başlayayım. Araç satışı noterde yapılıyor. Noterde yapılan satış geçerli bir satıştır, bu tamam. Ancak noter satışı yapıldıktan sonra bu satış belgesi ile trafik tescil bürosuna gitmek, yeni malik adına tescil yaptırmak lazım. Bunu yeni malik yaptırmasa bile buna ait bilgileri noterler yasa icabı trafik tescile bildirir. Buraya kadar tamam. Şimdi hacze geleyim. Bir kimsenin borcu için aracına haciz konabilir. Haciz tezkeresi trafik tescil bürosuna gönderilir. Tescil bürosu, borçlu adına kayıtlı ise o aracın kaydına haciz koyar. Bir başkası adına kayıtlı ise haciz koymaz durumu merciine bildirir. Sizin olayınızda demekki tescilde bir gecikme olmuş. Buna belki muayenenin yapılamamış olması neden olmuştur, belki bir başka neden vardır. Yani haciz talebi geldiğinde araç henüz eski malik adına kayıtlıdır. Sizin hacizden önce noterde satış işlemini yaptığınız dolayısı ile haciz tarihinde aracın artık eski malikin değil sizin olduğunu belgelemeniz halinde mesele hallolabilir. Bu nedenle adliyeye başvurmanız önerilmiştir, öneri de doğrudur.

 

 

Müteahhitten daire satın aldım ama “İskan alıp tapusunu çıkartayım, sana tapusunu o zaman vereceğim” deyip benimle bir sözleşme imzaladı ve daireye yerleştim. Ama bana hiçbir zaman tapu vermediği gibi meğerse daire onun değil arsa sahibininmiş. Bir süre sonra arsa sahibi beni mahkeme kararı ile tahliye ettirdi. Şimdi bunun hesabını ben kimden sorayım?

 

Hesabını kimden soracağınız açık, müteahhitten soracaksınız. İki imkanınız var. Birincisi savcılığa başvurun ve dolandırıldığınızı ileri sürüp elinizdeki belgeleri dilekçenize ekleyin. Müteahhit aleyhine ceza davası açılmasını sağlayın. İkinci yolda ise ödediğiniz paraların uğradığınız zararla birlikte size iadesini talep edin ve bu taleple dava açın. Bilemiyorum müteahhidin mali gücü nedir ama bugün yoksa yarın olur, zaman kaybetmeyin. Bu ikisi size tavsiye. Üçüncü tavsiye tüm okuyucularıma. Böyle düz beyaz kağıda yazılı sözleşme ile daire alınıp satılmaz. Bu geçersizdir. Ama meslek hayatımda satışların yüzde 90’ının bu yolla geçersiz şekilde yapıldığını görüyorum. Bunların da yüzde 90’ı ihtilaf konusu oluyor. Bir daire almak önemli, herkesin hayatında bir kere karşısına çıkar, bunu da sokağa atmayın. Bir daire parasının binde birini de bir meslektaşıma ödeyip sağlıklı bir sözleşme yapın sonra pişman olunduğunda iş işten geçiyor.

 

 

17 yıllık evliyim, eşim çocukları da alarak evi terk etti. Bu durumda mal paylaşımı nasıl olur? Nafaka neye göre belirlenir? Birimizin ölümü halinde mal paylaşımı nasıl olur?

 

Onyedi yıllık evli biri için mal paylaşımı çok kolay olabilir ya da tam aksi çok zor olabilir. Bu nasıl yanıt demeyin, şöyle ki: Birincisi, eşlerin edindiği malvarlığı 1 Ocak 2002’den önce ise herkes kendi malını alıp gidecek. Bakın bu ne kolay. Ancak 1 Ocak 2002’den sonra edinilmiş mal varsa iş bu kadar kolay değil. Bu halde boşanma talebi tarihinde her iki eşin evlilik birliği içinde ve 1 Ocak 2002’den itibaren edindiği malların bir listesi yapılır. Bu malların parasal değerleri belirlenir ve bu değerler toplanır. Fazla değerli olandan az değerli olan çıkarılır, çıkan rakam aradaki farkı gösterir. Bu fark ikiye bölünür ve çıkan rakamın karşı tarafa ödenmesine karar verilir. İşte 1 Ocak 2002’den sonra edinilen mallar böyle paylaşılır. Bu paylaşma yapılırken şahsi eşyalar, bağışlar ve miras yolu ile elde edilen mallar hesaba katılmaz. Bu arada eşlerden birinin elde ettiği malın alımına öteki eş parasal katkı yaptıysa bu katkı da hesaptan düşülür. Tabii burada bir soru ortaya çıkar. Yapılan katkı nasıl ispatlanacak? Bilmem! Umarım katkı yaparken eşinizin elinden bir senet almayı ihmal etmemişsinizdir! Yeni sistemin daha karmaşık problemleri var ama anlatmaya kalksam kitap yazmam gerekir. Bugünlük bu kadar. Eşe nafaka bağlanmasına gelince. Maddi durumu iyi olanın geçim sıkıntısına düşene nafaka ödemesi gerekir, buna mahkeme karar verir. Ancak çok ama çok önemli bir hatırlatmam olacak. Eşlerden birinin çalışmıyor olması nafaka isteme hakkı verir mi? Uygulamada veriyor ama uygulama yanlış, çalışma imkanı olur da çalışmazsa nafaka tayin edilmemesi lazım. Bunu da hatırlatmış olayım. Eşlerden birinin ölümü halinde mal paylaşımı kalan eş ile ölenin mirasçıları arasında yapılır.

 

 

Askere gitmeden önce uyuşturucu kullanıyordum. Askere gittim, bıraktım. Ancak tam terhis olacağımda şeytana uydum, çarşı izninde temin ettim, birliğe girerken yakalandım. Askeri mahkemeye sevkedildim, mahkeme görevsizlik kararı vererek sivil mahkemeye sevketti. Şimdi bu yakınlarda duruşmam var, ben yargılanabilir miyim, yani cezai ehliyetim var mı?

 

Cezai ehliyetin yokluğu bizim yasalarımızda sayılmıştır. Bunlar, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik, alkol ve uyuşturucu madde etkisi altında olmak. Ancak bunlar da mutlak değildir. Örneğin yaş küçüklüğü yaşa göre kademelidir, küçük yaş cezai ehliyeti tamamen kaldırırsa da nisbeten büyük yaş indirim nedenidir. Keza akıl hastalığı da önemli bir akıl hastalığı ise sorumluluğu yoktur ama işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye verilecek ceza indirimli uygulanır. Sağır ve dilsizlerde de yaş sınırları vardır, kademe kademe indirimli uygulanır. Geliyorum uyuşturucu veya alkol etkisine. Bunda indirim uygulanabilmesi için alkol veya uyuşturucunun iradi olarak alınmış olmaması lazımdır. Burada uyuşturucu etkisi altında suç işlemiş olmak, uyuşturucu bulundurmaktan ayrı düşünülür. Bulundurmak veya kullanmak ayrı bir suçtur. Sonra siz askere elverişli neredeyse sonuna gelmişken bunlardan birinin uygulanması düşünülemez. Yani sağlıklı bir kimsesiniz.

Hukuki sorularınız ve cevaplarım

Hukuki sorularınız ve cevaplarım #72

 

 

1996’dan bu yana müteahhitten satın aldığımız bir dairede yaşıyoruz. Borcumuz bittiği halde tapu alamadık. Araştırdık ki bu daire projede yok. Projeye aykırı yapılmış ve buraya tapu verilemezmiş? Düzeltme imkanımız var mı?

 

Bir bina tasdikli projesine göre yapılır. Tasdikli projesinin dışında yapılan yerler kaçaktır ve buralar için tapu alınamaz. Sizinki de öyle. Bu hali ile tapu almanız imkansız. Bunun bir çözüm yolu var, o da şayet imar mevzuatı uygunsa (ki çoğunlukla uygun olmaz) bir tadilat projesi yapıp, tüm bağımsız bölüm maliklerinin muvafakati ile belediyeden tasdik ettirmek ve bu yeri yasal hale getirip tapusunu almaktır. Ancak, bu gördüğünüz gibi kolay değil. Hatta oldukça zor denilebilir. Ne yazık ki böyle satışlar o kadar çok ki. İnanılmaz bir şey söyleyeyim: Çoğu olayda böyle bir daireyi bile bile alanlar vardır. Çoğu binada en üst kat özellikle güzel manzaralı daireler kaçak yapılmıştır ve manzarasına kanılarak böyle tapusuz satılıp alınmaktadır. Ancak mahzurları sayılamayacak kadar çoktur.

 

 

İş akdimi feshettiler. Bana haklarımı ödemeden önce bir makbuz imzalatmak istediler. Makbuzda tüm haklarımı aldığım, hiç alacağım kalmadığı yazılı idi. Okuyunca imzalamadım, onlar da paramı vermediler. Bu parayı nasıl alırım?

 

Sizin olay karşılıklı güven olmamasından kaynaklanıyor. Haklı olarak düşünüyorsunuz ki bu kağıdı imzalasam da sonra paramı ödemeseler ne yaparım? Onlar da diyor ki, bu parayı versek de sonra makbuzu imzalamasa ne yaparım? Oysa bu para gerçekten ödenmek isteniyorsa bunu bir banka hesabına yatırmak mümkün. Bu halde para hesabınıza geçecek, işyerinin elinde de ödendiğine dair makbuz olacak. Neyse o safha geçmiş. Şimdi yapılacak tek şey, benzer durumlarda verdiğim yanıtlardakinin tekrarı. İş mahkemesine başvurup haklarınızı talep edeceksiniz. Kıdem tazminatı için de mevduata verilen en yüksek faiz oranında faiz isteyeceksiniz.

 

 

Büyüklerden miras kalan bir evde mirasçılardan biri oturuyor. Ev şimdi satıldı. Biz parayı içinde oturanla eşit mi paylaşacağız?

 

Soruyu soranın adı elbette XX değil. Üstelik soru da tam böyle değil. Okuyucum sorunun altına bir not koymuş. Diyor ki, sakın adımı yazma. Ben de yazmadım ve sorusunu bile korkarak değiştirdim. Benzer durumlarda ortaklardan biri, ortak binada oturuyor ise kendisinden ecrimisil denilen bir işgal tazminatı istenir. İşgal tazminatı en düşük kira bedeline eşdeğer bir tazminattır ama adı kira değildir. Üstelik de geçmiş, beş yıllık olarak talep olunabilir. Daha fazla istenir de karşı taraf itiraz etmezse ona da uyulur. Ancak ortak olunan bir gayrimenkulde ecrimisil istenilebilmesi için intifadan men keyfiyetinin gerçekleşmesi lazım. Yani ortaklardan biri “Burada ben oturacağım” diyecek, içinde oturan da itiraz edecek. İşte intifadan men keyfiyeti bu. Sizin olayınızda bu husus varsa geçmiş beş yıl için ecrimisil isteyebilir, buna mahkemece hükmedilirse elbette satış hissesine haciz koyup tahsil edebilirsiniz. Ancak bütün bunlara vakit varsa… Yoksa yapacak bir şey de yok. Eşit paylaşacaksınız.

Hukuki sorularınız ve cevaplarım

Hukuki sorularınız ve cevaplarım #71

 

 

Bir kiracım var. Oldukça yaşlı, oğlu ve gelini ile birlikte oturuyor. Ölümü durumunda sözleşme son bulur mu? Kiracının oğlunu evden çıkarabilir miyim?

 

Kiracının ölümü halinde kira sözleşmesi şu şartlarda son bulmaz: Şayet kiracı ile birlikte oturmakta olanlar var da onlar ölümden sonra kira sözleşmesinin şartlarına uymaya devam ederlerse kira sözleşmesi onlar için devam eder. Anlattığınıza göre kiracının oğlu ve gelini birlikte oturduğuna göre yukarıda anlattığım şartlarla oğlu kiracı olarak oturmaya devam eder, yeter ki sözleşmedeki şartlara uysun. Bu halde de kiracınızın oğlunun tahliyesini isteyemeyeceksiniz. Bu meskenlerde böyle olduğu gibi işyerlerinde de birlikte çalışanlar için aynı durum söz konusudur.

 

 

Devlet hastanesinden bir yazı aldık. “Haziran 1999’da tedavi gören babanızın tedavi masrafı için imzaladığınız bono bedeli bugüne kadar ödenmemiştir. …. TL’yi …. hesabına yatırmanız ihtar olunur” diye bir avukattan yazı aldık. Bu para bizden istenebilir mi?.

 

Anlatılan sanki şaka gibi. Yahu rahmetli on seneyi aşkın süre önce ölmüş, şimdi bononun bedeli isteniliyor. Bir bononun icra marifeti ile istenilebilmesi için üç yıl içinde icra takibine konu yapılması lazım. Yani bono nedeni ile özel takip yapılamaz. Olsa olsa adi takip (ilamsız takip) konusu yapılır. İyi ama borçlar on yıllık zamanaşımına tabi. Oysa sözü edilen olayın üzerinden on buçuk sene geçmiş. Üstelik istenilen ana para atla deve değil ama faizi, masrafı ve talep edilen vekalet ücreti almış başını gitmiş. “Bu ne sürat” denmez mi? “On buçuk yıldır kim öle kim kala, bugüne kadar aklınız neredeydi” denilmez mi? İşin özü bir kere süre yönünden olaya bakıp itiraz etmeniz mümkün ama öncelikle şunu söyleyeyim: Böyle bir mektupla da para ödenmez ki. Varsa takip dosya numarasını öğrenin de onun üzerinden gerekli itirazları yapın. Aksi halde pek ciddiye almayın.

 

 

Kiracım, apartmanda oturanlara cehennem azabı yaşatıyor. Herkesle kavgalı, gece birde üç çocuğunu apartmana salıp herkesi rahatsız ediyor. İnanılmaz ama yazın soba yakıp komşuları perişan ediyor. Komşular bir olmuş, evine girip eşyalarını sokağa atalım gitsin diyorlar. Bu suç olur mu?

 

Önce yapabileceğiniz bir yanlışı önlemeye çalışayım. Kesinlikle birinin evine girip eşyasını sokağa falan atmayın. Her ne sebeple olursa olsun bir kimsenin evine giremezsiniz, eşyasını sokağa atamazsınız. Siz bakmayın sabaha karşı evlere girilip evi arama bahanesi ile evlerin talan edilmesine, onlar başka şey yapıyor. Siz onları örnek almayın, siz yasalara saygılı olun ve Borçlar Kanunu’nun 256’ncı maddesine göre hareket edin. Bu maddeye göre kiracı kiralananı kullanırken tam bir ihtimam dairesinde hareket ve apartman kiralamasında bina dahilinde oturanlara karşı icap eden vazifeleri ifa ile mükelleftir. Kiracı ihtara rağmen bu tür hareketlerine devam ederse kiracının tahliyesini talep mümkündür. İşte siz onun bunun evine girenlere bakmayın, suç işleyenleri kendinize örnek almayın, siz söylediğim şekilde davranın.

 

 

Bir işyerinde çalışmaktayken öğrendim ki sigortaya eksik bildirilmişim. Eksik prim elbette benim emekliliğimi etkileyecek. Acaba bunu düzeltmek mümkün değil mi?

 

Elbette etkiler. Zira emeklilikte iki ölçü var. Birincisi prim ödeme gün sayısı, ikincisi yaş sınırı. Prim ödeme gün sayısı eksik olduğunda emekli olamıyorsunuz. Dolayısı ile prim gün sayısı tamamlanmalı ve çalışmalarınızın tamamı prim gün sayısı olarak bildirilmeli. Bunu bugün işyerinden talep edin. Bilemiyorum bu durumu düzeltirler mi? Ancak düzeltilmese bile bu konuda yargı yolu açıktır. İşinize son verilmesi halinde dahi beş yıl içinde açacağınız dava ile bildirilmeyen günlerinizi sigortalılıktan saydırabilirsiniz. Yeter ki çalışmalarınızı belgeleyin.

Hukuki sorularınız ve cevaplarım

Hukuki sorularınız ve cevaplarım #70

 

 

İkinci evliliğimi yaptım. Eşim de öyle. İkimizin de ilk evliliklerinden çocukları var, ayrıca müşterek çocuğumuz da var. Eşimin dairesi var. Vasiyetname hazırladı ve ölümü halinde malvarlığını bana bıraktı. Ölümü halinde çocukları bunu bozabilir mi? Mirastan hak talep edebilir mi?

 

S.P. Eşinizin ölümü halinde yasal mirasçıları siz ve çocuklarıdır. Çocuklar kavramına ilk eşinden olanlarla sizden olanlar dahildir. Dolayısı ile hem sizin hem de çocuklarının mirasta mahfuz hisseleri vardır. Vasiyetname ile tüm malvarlığını size bıraksa dahi çocuklarının mahfuz hissesini bertaraf edemez. Onlar miras paylarının yarısı olan mahfuz hisselerini talep edebilirler. Bu nedenle ‘eşinizin ölümü halinde çocuklar vasiyetnameyi bozabilir’ diyemeyeceğim ama tam olarak uygulanmasını engelleyebilir, kendilerine ait mahfuz hisseyi talep edebilirler. Vasiyetnamenin sizin lehinize tam olarak uygulanabilmesi için eşinizin mahfuz hisseli mirasçısının bulunmaması lazımdır.

 

 

Bir trafik kazası geçirdim. Bir otobüs bana yaya olarak kaldırımın kenarında giderken arkadan çarptı. Bu durumda ben tamamen suçluymuşum gibi davranıyorlar, kendimi nasıl savunmalıyım?

 

Bir trafik kazasında yaya kaldırımın kenarında yürüdüğü için peşin peşin suçlu olarak ilan edilemez. Bir kere bu tip olaylarda savunma, olayın oluş şeklini belgeleme olarak önem kazanır. Olayın oluş şekli bir tarafça saptırılıyor ise aksini belgeleme, delil toplama, tanık bulma ihtiyacı doğar. Ancak oluş şekli taraflarca kabul görmüşse işin büyük kısmı hallolmuş demektir. Önce kazanın olduğu sırada zabıta tarafından düzenlenen trafik kaza raporuna bakmanız lazım. Burada olayda tarafların yasanın hangi maddelerini ihlal ettiği yazılıdır. Ancak bu kesin bir tespit değildir, dava sırasında hakim bilirkişi incelemesi yaptırır. Kusur burada belirlenir. Dolayısı ile sizin yapacağınız savunma olayın oluş şeklinin doğru olarak anlatılmasını sağlamaktır. Üstelik hiç kimse bir yaya kaldırım kenarında yürüyor diye ona çarpma özgürlüğüne sahip değildir. Ayrıca siz karşı tarafın davranışını ölçü alıp kendinizi tamamen suçlu gibi de görmeyin. Tahminim kusur bölüşülecektir.

 

Bankada çalışıyorken doğum iznine ayrıldım. Müdür izne ayrılırsam yerime yeni memur alacağını söyledi ve gerçekten de almış. Şimdi beni bulunduğumuz şehir dışında bir yere tayin etmek istiyor. Kabul etmek zorunda mıyım? Etmezsem haklarımı kaybeder miyim? S.D.

 

Sizin durumunuz İş Kanunu’nun 22’nci maddesinde anlatılan hali yansıtıyor. Bu hal sizin iş koşullarında değişiklik anlamına geliyor. İş şartlarındaki değişiklik işçinin kabulüne bağlıdır. Tek başına işverenin, iş şartlarını değiştirmesi, kabulü mecburi bir durum değildir. İşçi bu değişikliği kabul etmediği takdirde kıdem tazminatı ve sair haklarını talep imkanına sahip olur. Sizin işyerinizin hatta işyerinizin şehrinin değiştirilmesi iş şartlarının değiştirilmesine en bariz örnektir. Dolayısı ile bunu kabule mecbur değilsiniz. Yazılı olarak kabul beyanı vermediğiniz takdirde sözleşmeyi fesheder ve yasal haklarınızı talep edersiniz. Ödenmediği hallerde de mahkemeye başvurup haklarınızı talep edersiniz. Ancak bu haklarınızı müdürün sözlü beyanı ile kullanmaya kalkmayın. Durumun size yazılı olarak bildirilmesi lazım. Bunun üzerine haklarınızı kullanın.

 

 

Bir firmada güvenlik görevlisi olarak çalışıyorduk. Güvenlik konusunda yeni kanun çıkınca bir firmayla anlaştılar ve bizim işimize son verdiler. Kıdem tazminatımızı da ödediler. Ancak hemen hemen her gün fazla mesai yapmıştık. Bunu talep edebilir miyiz? Edebilirsek nereye başvurmak lazım?

 

“Evet talep edebilirsiniz” demeden önce elbette bir şey sormam gerekiyor. Size kıdem tazminatı ödenirken bir belge imzalatıldı mı? İmzalatıldı ise bu ibra belgesidir ve acaba içinde fazla mesai ücretlerinizi aldığınız konusunda bir cümle var mı? Çoğunlukla işveren bu konuda hazırlıklı olur ve ibranameye tüm tazminatları, fazla mesaiyi, vs. katar ve öyle imzalatır. Şayet sonuçta halen bir hakkınız bulunduğu kanaatinde iseniz veya fazla mesai konusunda ibraname imzalamadı iseniz yapacağınız şey iş mahkemesine başvurmaktır

Hukuki sorularınız ve cevaplarım

Hukuki sorularınız ve cevaplarım #69

 

 

Bir araba sattım. Noter satışını alıcıya vermedim. Çünkü parasını almamıştım, bono vermişti. Bana telefon edip “Satış sözleşmesini gönder, paranı ödeyeyim” dedi. Ben satış sözleşmesini gönderdim ama o paramı vermedi. Aracı eşinin adına aldı, bana kendi adına bono vermişti. Kendi malvarlığı yok. Şimdi karı koca ortaklığından dolayı bu araca haciz koyabilir miyim?

 

Ara sıra dişçiye gidip dişinize baktırın. Diş çürüyüp kırıldıktan , dağıldıktan sonra dişçinin yapacağı bir şey yok. Doktora da önceden gidin mesela aşılarınızı olun. Hastalanıp had safhaya gelince doktorun da yapacağı bir şey yok. Avukata da hukuki işlemi yapmadan danışın. İş işten geçtikten sonra avukatın da yapabileceği bir şey yok. İşte siz şimdi bu durumdasınız. Elinizde , cebinde parası olmayan birinin senedini taşıyorsunuz. Karısının malından medet umuyorsunuz ama size yıllardır yanlış anlatıldı. Karı koca ortak falan değil. Şimdi araç kadının, kocanın ortaklığı yok ve siz adamın borcu için kadının malına el koyamazsınız. Zaman zaman size şu ortaklık konusunda nasıl yanlış şeyler söylendiğini, doğrunun ne olduğunu anlatıyorum. Bugün yerim doldu tekrar anlatamayacağım ama köşemi takip edin şu ortaklık meselesini zaman zaman açıklayacağım.

 

 

İkinci evliliğimi yaptım. Eşim de öyle. İkimizin de ilk evliliklerinden çocukları var, ayrıca müşterek çocuğumuz da var. Eşimin dairesi var. Vasiyetname hazırladı ve ölümü halinde malvarlığını bana bıraktı. Ölümü halinde çocukları bunu bozabilir mi? Mirastan hak talep edebilir mi?

 

S.P. Eşinizin ölümü halinde yasal mirasçıları siz ve çocuklarıdır. Çocuklar kavramına ilk eşinden olanlarla sizden olanlar dahildir. Dolayısı ile hem sizin hem de çocuklarının mirasta mahfuz hisseleri vardır. Vasiyetname ile tüm malvarlığını size bıraksa dahi çocuklarının mahfuz hissesini bertaraf edemez. Onlar miras paylarının yarısı olan mahfuz hisselerini talep edebilirler. Bu nedenle ‘eşinizin ölümü halinde çocuklar vasiyetnameyi bozabilir’ diyemeyeceğim ama tam olarak uygulanmasını engelleyebilir, kendilerine ait mahfuz hisseyi talep edebilirler. Vasiyetnamenin sizin lehinize tam olarak uygulanabilmesi için eşinizin mahfuz hisseli mirasçısının bulunmaması lazımdır

 

 

Çok kıymetli 1200 metrekare arsam var. Ağabeylerim buraya sanayi tesisi yapar sana da hisse veririz dediler, kabul ettim. Ancak bunun için teminat olarak arsanın yarısının mülkiyetini istediler. Ben de verdim ama arsa üzerine çivi bile çakmadılar. Şimdi ben ne yapayım? S.A.

 

Böyle kıymetli mallar arasındaki alışverişte, yapılacak işlemler ve karşılıklı menfaatlerin nasıl dağıtılacağı ancak yazılı sözleşme yapılarak belirlenir. Böyle bir yazılı sözleşme yoksa, amacı, zararı gibi konuları ispatlayamazsınız. Hele hele sizinle sözlü anlaşma yapan kardeşlerinizin niyeti kötü ve yaptıkları planlı ise belki de tapuda satış göstermişlerdir ve ileride ihtilaf halinde “Verdik parayı satın aldık” diyeceklerdir. Dolayısı ile size bu kadar bilgi ile yararlı olabileceğim bir çözüm öneremiyorum. Kazanamayacağınız birtakım davalar da öneremiyorum. Dava kaybı demek ilave masraf, yani harç ve karşı tarafa ödenecek vekalet ücreti demek. Elinizde yazılı anlaşma olsaydı elbette tavsiyelerim olacaktı ama bu hali ile durumunuz biraz fazla ümitsiz.

 

 

Bir araba sattım. Noter satışını alıcıya vermedim. Çünkü parasını almamıştım, bono vermişti. Bana telefon edip “Satış sözleşmesini gönder, paranı ödeyeyim” dedi. Ben satış sözleşmesini gönderdim ama o paramı vermedi. Aracı eşinin adına aldı, bana kendi adına bono vermişti. Kendi malvarlığı yok. Şimdi karı koca ortaklığından dolayı bu araca haciz koyabilir miyim?

 

Ara sıra dişçiye gidip dişinize baktırın. Diş çürüyüp kırıldıktan , dağıldıktan sonra dişçinin yapacağı bir şey yok. Doktora da önceden gidin mesela aşılarınızı olun. Hastalanıp had safhaya gelince doktorun da yapacağı bir şey yok. Avukata da hukuki işlemi yapmadan danışın. İş işten geçtikten sonra avukatın da yapabileceği bir şey yok. İşte siz şimdi bu durumdasınız. Elinizde , cebinde parası olmayan birinin senedini taşıyorsunuz. Karısının malından medet umuyorsunuz ama size yıllardır yanlış anlatıldı. Karı koca ortak falan değil. Şimdi araç kadının, kocanın ortaklığı yok ve siz adamın borcu için kadının malına el koyamazsınız. Zaman zaman size şu ortaklık konusunda nasıl yanlış şeyler söylendiğini, doğrunun ne olduğunu anlatıyorum. Bugün yerim doldu tekrar anlatamayacağım ama köşemi takip edin şu ortaklık meselesini zaman zaman açıklayacağım.

.