Lyrics

Sepultura – Slave New World

Face – The enemy
yüzleş – düşmanla

Stare – Inside you
dik dik bak – içine

Control – Your thoughts
kontrol et – düşüncelerini

Destroy – Destroy ‘em all
yok et – yok et hepsini

You censor what we breathe
nefes aldığımız şeyi sansürlüyorsun

Prejudice with no belief
inançsız önyargı

Senseless violence all around
mantıksız şiddet her yerde

Who is it, that keeps us down
kim o bizi kısıtlayan

Once all free tribes
zamanında butun ozgur kabileler

Chained down led lives
yönlendirilmiş hayatı zincirlendiler

Blood boils inside me
kan içimde kaynar

We’re not slaves, we’re free
köle degiliz, özgürüz

Face – The enemy
yüzleş – düşmanla

Stare – Inside you
dik dik bak – içine

Control – Your thoughts
kontrol et – düşüncelerini

Destroy – Destroy ‘em all
yok et – yok et hepsini

Evanescence – My Last Breath

Hold on to me love
Sarıl bana aşkım

You know I can’t stay long
Çok kalamam, biliyorsun

All I wanted to say was I love you and I’m not afraid
Bütün söylemek istediğim seni sevdiğim ve korkmadığımdı.

Can you hear me?
Duyuyor musun beni

Can you feel me in your arms?
Hissedebiliyor musun kollarının arasında?

Holding my last breath
Son nefesimi tutarken,

Safe inside myself
Are all my thoughts of you
Kendi içimde güvenliyken
Seninle ilgili tüm düşüncelerim

Sweet raptured light it ends here tonight
Tatlı kendinden geçmiş ışık
bu, bu gece bitmekte

I’ll miss the winter
Kışı özleyeceğim

A world of fragile things
Kırılgan şeylerin evrenini

Look for me in the white forest
Beni beyaz ormanda ara

Hiding in a hollow tree (come find me)
Oyuk bir ağacın içinde saklanırken (gel bul beni)

I know you hear me
Biliyorum duyuyorsun beni

I can taste it in your tears
Bunu tadıyorum gözyaşlarında

Holding my last breath
Son nefesimi tutarken,

Safe inside myself
Are all my thoughts of you
Kendi içimde güvenliyken
Seninle ilgili tüm düşüncelerim

Closing your eyes to disappear
Gözlerini kapatıyorsun gözden kaybolmak için

You pray your dreams will leave you here
Dua ediyorsun bıraksın diye seni hayallerin burada

But still you wake and know the truth
Yine de uyanıyorsun ve gerçeği biliyorsun

No one’s there
Kimse yok orada

Say goodnight
İyi geceler de

Don’t be afraid
Korkma

Tarkan – Start The Fire

Baby, feeling your fire
Bebeğim, ateşini hissediyorum

Feeling you close to me
Seni kendime yakın hissediyorum

Feel the desire
Arzuyu hisset

Tell me you wanna take a ride
Gezintiye çıkmak istediğini söyle

I wanna get you alone
Seninle yalnız kalmak istiyorum

And make you mine
Ve benim olmanı

Cause when I see you I do that chiki, chiki, chiki, chiki thing
Çünkü seni gördüğümde çiki çiki çiki yapıyorum

I wanna roll
Yuvarlanmak istiyorum

And if you wanna tell me, tell me what you want
Ve bana ne istediğini söylersen

And baby we can let it go
Bebeğim her şeyi akışına bırakabiliriz

Crazy, you making me high
Çılgın, beni uçuruyorsun

I’m doing things I’d never do
Asla yapmayacağım şeyler yapıyorum

I’m out of mind
Aklımı kaçırdım

Nakarat:

[ Say say say, baby that you want it too
Söyle söyle söyle, bebeğim bunu senin de istediğini

Everything you wanna do
Yapmak istediğin her şeyi

It's on tonight
Bu gece olacak

Say say say, we're gonna break all the rules
Söyle söyle söyle, tüm kuralları çiğneyeceğimizi

It only takes me and you
Sen ve ben yeteriz

To start the fire
Yangını başlatmaya]

Oooooooo

Lady, you seeing me fall
Bayan, düşüşümü görüyorsun

I wanna see that shake, shake, shake
Çalkalamanı görmek istiyorum

I wanna see it all
Hepsini görmek istiyorum

Show me how to let go
Bana nasıl dağıtılacağını göster

Take me up there with you
Beni yanına çıkar

Don’t take it slow
Ağırdan alma

Cause when I see you I do that chiki, chiki, chiki, chiki thing
Çünkü seni gördüğümde çiki çiki çiki yapıyorum

I wanna roll
Yuvarlanmak istiyorum

And if you wanna tell me, tell me what you want
Ve bana ne istediğini söylersen

And baby we can let it go
Bebeğim her şeyi akışına bırakabiliriz

Crazy, you making me high
Çılgın, beni uçuruyorsun

I’m about to lose control
KOntrolü kaybetmek üzereyim

You, I can’t deny
Seni inkar edemem

Nakarat

Oooooooo

Start the fire, start the fire, start the fire…
Yangını başlat, yangını başlat, yangını başlat…

I like the way you chiki, chiki… start the fire
çiki çiki yapmanı seviyorum… yangını başlat

Uhh you gotta give me, give me… start the fire
Bana yaklaşmalısın, yaklaşmalısın… yangını başlat

Soon you gotta tell me, tell me…. start the fire
Yakında bana söylemelisin söylemelisin… yangını başlat

Uhh I like it when you… start the fire
Yangını başlatmanı seviyorum

Nakarat

Evanescence – Forgive Me

Can you forgive me again?
Beni yeniden affedebilir misin?

I don’t know what I said
Ne söylediğimi bilmiyorum

But I didn’t mean to hurt you
Ama seni kırmak istemedim

I heard the words come out
Kelimelerin çıktığını duydum

I felt like I would die
Ölecekmiş gibi hissettim

It hurt so much to hurt you
Seni incitmek beni çok acıttı

Then you look at me
Sonra sen bana baktın

You’re not shouting anymore
Çok fazla bağırmadın

You’re silently broken
Sen sessizce kırıldın

I’d give anything now
Şu an her şeyi verirdim

To hear those words from you
Bu sözleri senden duymak için

Each time I say something I regret
Ne zaman pişman olduğum bir şey söylesem

I cry ‘I don’t want to lose you.’
Ağlıyorum: ‘seni kaybetmeyi istemiyorum’

But somehow I know that you will never leave me, yeah.
Ama nedense beni asla terk etmeyeceğini biliyorum, evet.

‘Cause you were made for me
Çünkü sen benim için yaratılmışsın

Somehow I’ll make you see
Bir şekilde görmeni sağlayacağım

How happy you make me
Beni ne kadar mutlu ettiğini

I can’t live this life
Bu hayatı yaşayamam

Without you by my side
Sen yanımda olmadan

I need you to survive
Hayatta kalmak için sana ihtiyacım var

So stay with me
Öyleyse benimle kal

You look in my eyes and I’m screaming inside that I!m sorry
Gözlerimin içine bakıyorsun ve üzgünüm diye içimden çığlık atıyorum

And you forgive me again
Ve sen beni tekrar affediyorsun

You’re my one true friend
Sen benim tek gerçek arkadaşımsın

And I never meant to hurt you
Ve ben asla seni kırmak istemedim…

Nakarat

Robbie Williams – She’s The One

i was her,she was me
ben oydum, o ise ben

we were one, we were free
tektik, özgürdük

and if there’s somebody calling me on
eğer beni çağıran biri varsa

she’s the one
O’dur

we were young, we were wrong
gençtik, hatalıydık

we were fine all along
bütün o zaman boyunca iyiydik

if there’s somebody calling me on
eğer beni çağıran biri varsa

she’s the one
O’dur

when you get to where you wanna go
gitmek istediğin yere vardığında

and you know the things you wanna know
bilmek istediğin şeyleri bildiğinde

you’re smiling
gülümsüyorsun

when you said what you wanna say
söylemek istediğini söylediğinde

and you know the way you wanna play, yeah
oynamak istediğin rolü bildiğinde, evet

you’ll be so high, you’ll be flying
çok yüksekte olacaksın, uçuyor olacaksın

though the sea will be strong
denizin güçlü olmasına rağmen

i know we’ll carry on
devam edeceğiz, biliyorum

’cause if there’s somebody calling me on
eğer beni çağıran biri varsa

she’s the one
O’dur

if there’s somebody calling me on
eğer beni çağıran biri varsa

she’s the one
O’dur

i was her, she was me
ben oydum, o ise ben

we were one, we were free
tektik, özgürdük

and if there’s somebody calling me on
ve eğer beni çağıran biri varsa

she’s the one
O’dur

Slipknot – Pulse Of Maggots

This is the year where hope fails you
Bu umutların sizi başarızlığa uğrattığı yıl

The test subjects run the experiments
Test denekleri deneyleri yürütüyor

And the bastards you know, is the hero you hate
Ve bildiğiniz aşşağılıklar,nefret ettiğiniz kahramandır

But cohesion is possible if we strive
Eğer çabalarsak kohezyon mümkün

Theres no reason, theres no lesson
Sebep yok, ders yok

No time like the present,
Şu an bir daha olmayacak

Tell me right now
Şimdi söyle bana

What have you got to lose, what have you got to lose
Kaybedecek neyin var,kaybedecek neyin var

Except your soul…who is with us?
Ruhun dışında… kim bizimle?

I fight for the unconventional
Geleneklere uymayan için dövüşürüm

My right, and its unconditional
Benim doğrum, ve o kayıtsız şartsızdır

I can only be as real as i can
Yalnızca olabildiğim kadar gerçek olabilirim

the disadvantage is I never knew the plan
dezavantajı ise planı hiç bilmiyordum

This isn’t the way just to be a martyr
Bu sadece bir şehit olmanın yolu değil

I cant, walk alone any longer
Artık yalnız yürüyemem

I fight, for the ones who cant fight
Dövüşemeyenler için dövüşürüm

And if I lose, at least I tried
Ve kaybetsem bile en azından denemiş olurum

We, we are the new diabolic
Biz biz yeni şeytanileriz

We, we are the bitter bucolic
Biz biz keskin yontulmamışlarız

If I have to give my life you can have it
Eğer hayatımı teslim etmem gerekirse onu sen alabilirsin

We, we are the pulse of the maggots
Biz biz kurtçukların nabzıyız

I wont, be the inconsequential
Önemsiz biri olmayacağım

I wont, be the wasted potential
Boşa harcanmış potansiyel olmayacağım

I can make it, as severe as I can
Elimde olduğu kadar şiddetli yapabilirim

Until you realize You’ll never take a stand
Asla karşı koyamayacağınızı anlayana kadar

It isnt, just a one sided version
Bu tek yönlü bir çeşit değil

We dealt with a manic subversion
Çılgın bir tahrip ile başa çıktık

I wont, let the truth be perverted
gerçeğin kötüye kullanılmasına izin vermeyeceğim

And I wont leave another victim deserted
Ve başka kurbanı terkedilmiş bırakmayacağım

We, we are the new diabolic
Biz biz yeni şeytanileriz

We, we are the bitter bucolic
Biz biz keskin yontulmamışlarız

If I have to give my life you can have it
Eğer hayatımı teslim etmem gerekirse onu sen alabilirsin

We, we are the pulse of the maggots
Biz biz kurtçukların nabzıyız

Do you understand? (yes) x4
Anlıyor musun(evet)

Say it again say it again (we wont die) x8
Tekrar et tekrar et (ölmeyeceğiz)

We fight, till no one can fight us
kimse bizimle dövüşemeyene dek dövüşürüz

We live, and no one cant stop us
Yaşıyoruz ve kimse bizi durduramaz

We pull but, we are pushed too far
çekiyoruz ancak çok uzağa itildik

And the advantage is, the bad alliance
Ve avantaj kötü birliktelik

We never, picked a fight in the first place
Hiçbir zaman en başta kavga çıkarmadık

We only, had to spit back at their face
Yalnızca onların yüzüne geri tükürmek zorunda kaldık

We wont, walk alone any longer
Artık yalnız yürümeyeceğiz

What doesnt kill us, only makes us stronger
Bizi öldürmeyen ,bizi sadece güçlendirir

We, we are the new diabolic
Biz biz yeni şeytanileriz

We, we are the bitter bucolic
Biz biz keskin yontulmamışlarız

If I have to give my life you can have it
Eğer hayatımı teslim etmem gerekirse onu sen alabilirsin

We, we are the pulse of the maggots
Biz biz kurtçukların nabzıyız

Do you understand? (yes) x4
Anlıyor musun(evet)

Say it again say it again (we wont die) x5
Tekrar et tekrar et(ölmeyeceğiz)

Simply Red – Sunrise

As I look into your eyes I see the sunrise
Gözlerine baktığımda güneşin doğuşunu görüyorum

The light behind your face helps me realise
Yüzünün ardındaki ışık anlamama yardım ediyor

Will we sleep and sometimes love until the moon shines
Ay parlayana kadar birlikte uyuyacaz ve bazen de sevişecek miyiz?

Maybe the next time I’ll be yours and maybe you’ll be mine
Belki de bir dahaki sefere ben senin olurum, ve belki de sen benim

I don’t know if it’s even in your mind at all
Aklında var mı onu bile hiç bilmiyorum

It could be me
At this moment in time
Şu an aklındaki ben olabilirdim

Is it in your mind at all
Aklindan hiç geçti mi?

It should be me, it could be me
Ben olmalıyım, ben olabilirim

Forever
Sonsuza dek

Wandering through life will love come home to you
Hayatın içinde dolanırken aşk sana uğrayacak mı?

And the love you want forever, will they be true to you
Ve sonsuza kadar istediğin aşk, onlar senin için doğru olacak mı?

Love’s indescribable
Aşk tanımsızdır

It should be me, it could be me
Aklındaki ben olmalıyım, ben olabilirim

Forever
Sonsuza dek

Easy, ready, willing, over time
Kolay,hazır,istekli, zaman içinde

Where does it stop where do you dare me to draw the line
Nerede duracak bu, bana nerede çizgi çektirmeye mecbur bırakacaksın

You’ve got the body now you want my soul
Bedenimi aldın şimdi de ruhumu istiyorsun

Don’t even think about it say no go
Bunun hakkında düşünme bile, bana git deme

Sentenced – Vengeance Is Mine

I am stunned, you caught me by surprise
Sersemledim, beni beklemediğim şekilde yakaladınız

Assault and run – you outdid yourselves!
Saldır ve kaç – kendinizi aştınız!

Beaten numb, I didn’t see you sneaking ’round the corner
Yaralı ve hissiz, köşeden sinsice geldiğinizi görmedim

How could I… There is no sight in my third eye
Nasıl yapabilirdim… Üçüncü gözüm açık değil

We’re not done, I will hunt you down
İşimiz bitmedi, peşinizi bırakmayacağım

One by one… I’ll blow you all to hell!
Birer birer…Hepinizi cehenneme yollayacağım!

For you faceless, nameless cowards can not hide
Çünkü siz kimliksiz, isimsiz korkaklar saklanamazsınız

The day of reckoning will arrive
Hesap verme günü gelecek

Nakarat:

[ Strike from behind and knock me to the ground
Arkadan saldırın ve beni yere serin

Kick me while I'm down!
Yerdeyken tekmelemeye devam edin

Stab me in the back, you bastards
Beni arkamdan bıçaklayın sizi adiler

Tear my heart out of my chest!
Kalbimi göğsümden söküp alın!

I'll rise from the ashes, from these ruins of mine
From the wreckage
Küllerimden doğacağım, enkazımın kalıntılarından

I'm right on your track, you bastards
Hemen arkanızdan geliyorum sizi adiler

A dozen of eyes for an eye - vengeance is mine!
Bir göz için bir düzine göz - intikam benim olacak! ]

I have dreams of hammering your skulls
Kafatasınızı çekiçle ezdiğimi düşlüyorum

Fantasies of bashing in your brains
Beyninizi yumruklama fantezileri kuruyorum

Obsessively… I am watching, I am stalking, I am following
Takıntılı bir şekilde… İzliyorum, izinizi sürüyorum, takip ediyorum

And then the massacre begins
Ve katliam başlıyor

Nakarat

Rasmus – In My Life

feel the heat below my feet
ayaklarımın altındaki ısıyı hisset

i have to go, no time to sleep
gitmeliyim, uyumak için zaman yok

can’t believe the things you say
söylediğin şeylere inanamıyorum

i turn my head and walk away
kafamı çevirip, yürüyüp gidiyorum

you make me sick
beni gıcık ediyorsun

you make me nervous
beni sinirlendiriyorsun

times had come when you would stay
kalmak istediğin zamanlar olmuştu

this is one and sees the day
bu onlardan biri ve günü görüyor

times had come for honesty
dürüstlük için zamanlar olmuştu

my victory is your defeat
benim zaferim senin bozgunundur

can’t you see you’ve been mistaken
hatalı olduğunu anlayamıyor musun?

Nakarat:

[ in my life, i'd stay and it turns me on
hayatımda, kalmayı tercih ettim ve o beni ateşliyor

how ı am, how ı am, who ı am
nasılım, nasılım, kimim

in my way i've been strong and it turns me on
yolumda hep güçlü oldum ve bu beni ateşliyor

in my life i decide, i decide
hayatımda karar veriyorum, karar veriyorum

i decide, i decide
karar veriyorum, karar veriyorum ]

all you do you can’t deny
yaptıklarınızı inkar edemezsiniz

it’s waste of time(it’s waste of time)
bu zaman harcamak (bu zaman harcamak)

can i suggest that you invest in something more than hopeless rest
umutsuzca bekleyişten daha farklı bir şeylere yatırım yapmanızı önerebilir miyim

before you know the right is over
dogru olanın sonunun geldigini öğrenmeden önce

Nakarat

it’s up to you if we give it up
teslim olup olmayacağımız sana bağlı

it’s up to you if we won’t stop
durup durmayacağımız sana bağlı

it’s up to you if we give it up
teslim olup olmayacağımız sana bağlı

.
.
.

it’s up to you,it’s up to you
sana bağlı,sana bağlı

the record shows that you dare
sicilin meydan okuduğunu gösteriyor

don’t you’re still living
hala yaşamıyor musun?

everytime you have dye to your pale given
solgunluğa boyandın her zaman

and now the chance to fix your bad attitute
ve simdi kötü tutumunu değiştirmen için bir şans

and make it move
ve onu hareket ettirmek için

it’s up to you
sana bağlı

it’s up to you if we give it up,give it up*2
teslim olup olmayacağımız,olup olmayacağımız sana bağlı

it’s up to you,it’s up to you
sana bağlı,sana bağlı

you…
sana…

Rasmus – Everything You Say

tired of being seen as a bird in a cage
kafesteki bir kuş gibi görülüyor olmaktan yoruldum

tired of being heard all he did last week
onun geçen hafta yaptığı her şeyi duyuyor olmaktan yoruldum

obviously you want to beat me
açıkça beni yenmek istiyorsun

’cause everytime when i fall you’re the first to reveal me
çünkü her düştüğümde beni ilk gösterecek kişi sensin

live for yourself instead
kendi adına yaşa

do me a favour
bana bir iyilik yap

feed your empty head
boş kafanı besle

you drive me close to the edge
beni kenara yaklaştırıyorsun

everything you say,you say to annoy me
söylediğin her şeyi beni kızdırmak için söylüyorsun

watching every move ı make whenever i’m around
ne zaman etrafta olursam olayım her hareketimi izliyorsun

everything you do, you do it to destroy me
yaptığın herş eyi beni yok etmek için yapıyorsun

waiting for the darkest hour to put me down
beni susturmak için en karanlık saati bekliyorsun

time is gradual,the surface is all you can see
zaman değişkendir,dış görünüş görebildiğinin tümüdür

and if ı told you the truth you might not understand me
ve eğer sana doğruyu söylersem benş anlamayabilirsin

feed your empty head
boş kafanı besle

do me a favour
bana bir iyilik yap

live for yourself instead
kendi adına yaşa

you drive me close to the edge
beni kenara yaklaştırıyorsun

everything you say,you say to annoy me
söylediğin herş eyi beni kızdırmak için söylüyorsun

watching every move ı make whenever i’m around
ne zaman etrafta olursam olayım her hareketimi izliyorsun

everything you do,you do it to destroy me
yaptığın herşeyi beni yok etmek için yapıyorsun

waiting for the darkest hour to put me down
beni susturmak için en karanlık saati bekliyorsun

you drive me close to the edge
beni kenara yaklaştırıyorsun

you drive me close to the edge
beni kenara yaklaştırıyorsun