Gramer

THE TENSES IN ENGLISH / İNGİLİZCEDE ZAMANLAR

THE TENSES IN ENGLISH / İNGİLİZCEDE ZAMANLAR
1. SIMPLE PRESENT
TENSE – GENİŞ ZAMAN

Her zaman olan veya
adet edinilen şeyleri ifade ederken bu zaman şekli kullanılır
POSITIVE SUBJ + V1+ OBJECT + PLACE + TIME
NEGATIVE SUBJ + DON’T / DOESN’T + V1 + OBJECT + PLACE + TIME
QUESTION DO/DOES + SUBJ + V1 + OBJECT + PLACE + TIME?
PASSIVE VOICE OBJECT + AM/IS/ARE + V3 + PLACE + TIME + SUBJECT
2. THE PRESENT
CONTINUOUS TENSE (ŞİMDİKİ ZAMAN)

Şu anda yapılmakta
olan bir iş ve oluş ifade ederken şimdiki zaman kullanılır
POSITIVE SUBJ + BE (AM/IS/ARE) + V ING + OBJ + PLACE + TIME
NEGATIVE SUBJ + BE+NOT + V ING + OBJ + PLACE + TIME
QUESTION BE + SUBJ + V ING + OBJ + PLACE + TIME ?
PASSIVE VOICE OBJECT + AM/IS/ARE + BEING + V3 + PLACE + TIME +SUBJ
3. THE PRESENT
PERFECT TENSE (ŞİMDİKİ BİTMİŞ ZAMAN)

Bir işin veya fiilin şu ana kadar yapılmış olup veya olmadığını
ve sonucunun şu anı ilgilendiren eylemler için bu zaman kullanılır

POSITIVE SUBJ + HAVE / HAS + V3 + OBJ + PLACE + TIME
NEGATIVE SUBJ + HAVEN’T / HASN’T + V3 + OBJ + PLACE + TIME
QUESTION HAVE/HAS SUBJ + V3 + OBJ + PLACE + TIME
PASSIVE VOICE OBJECT + HAVE/HAS + BEEN + V3 + PLACE + TIME + SUBJ.
4.THE PRESENT
PERFECT CONTINUOUS TENSE (SÜREKLİ ŞİMDİKİ BİTMİŞ ZAMAN)

Eskiden başlayıp ve
hala devam eden bir iş bildirirken kullanılır.
POSITIVE SUBJ + HAVE/HAS + BEEN + V ING + OBJ + PLACE + TIME

NEGATIVE SUBJ + HAVEN’T/HASN’T + BEEN + V ING + OBJ. + PLACE + TIME
QUESTION HAVE/HAS + SUBJ. + BEEN + V ING + OBJ. + PLACE + TIME?
5. THE SIMPLE PAST
TENSE (Dİ’Lİ GEÇMİŞ ZAMAN)

Geçmişte belli bir zamanda yapılan ve bitmiş işleri ifade etmek
için bu zaman kullanılır.
POSITIVE SUBJ + V2 + OBJ + PLACE + TIME
NEGATIVE SUBJ + DIDN’T + V1 + OBJ + PLACE + TIME
QUESTION DID + SUBJ + V1 + OBJ + PLACE + TIME ?
PASSIVE VOICE OBJ + WAS/WERE + V3 + PLACE + TIME + SUBJ.
6.THE PAST
CONTINUOUS TENSE (SÜREKLİ GEÇMİŞ ZAMAN)

Bu tens geçmişte
devam eden bir hareket veya oluş anlatılırken kullanılır.
POSITIVE SUBJ + WAS/WERE + V ING + OBJ + PLACE + TIME
NEGATIVE SUBJ + WASN’T/WEREN’T + V ING + OBJ + PLACE + TIME
QUESTION WAS/WERE + SUBJ + V ING + OBJ + PLACE + TIME ?
7. THE PAST PERFECT
TENSE ( GEÇMİŞTE BİTMİŞ ZAMAN)

Bu tense geçmişte birbiri arkasına yapılmış olan iki işten
öncekini ifade etmek için kullanılır

POSITIVE SUBJ + HAD + V3 + OBJ + PLACE + TIME
NEGATIVE SUBJ + HADN’T + V3 + OBJ + PLACE + TIME
QUESTION HAD + SUBJ + V3 + OBJ + PLACE + TIME
PASSIVE VOICE OBJECT + HAD + BEEN + V3 + PLACE + TIME + SUBJECT
8.THE PAST PERFECT
CONTINUOUS TENSE ( SÜREKLİ GEÇMİŞTE BİTMİŞ ZAMAN)

Geçmişte başlayıp yine geçmişte belirli bir zamanda devam
etmekte olan bir iş bildirir
POSITIVE SUBJ + HAD + BEEN + V ING + OBJ + PLACE + TIME
NEGATIVE SUBJ + HADN’T + BEEN + V ING + OBJ + PLACE + TIME
QUESTION HAD + SUBJ + BEEN + V ING + OBJ + PLACE + TIME ?
9. TIHE SIMPLE
FUTURE TENSE (GELECEK ZAMAN)

Gelecekte yapılacak
eylemleri ifade etmek için bu zaman kullanılır
POSITIVE SUBJ + WILL + V1 + OBJ + PLACE + TIME
NEGATIVE SUBJ + WON’T + V1 + OBJ + PLACE + TIME
QUESTION WILL + SUBJ + V1 + OBJ + PLACE + TIME?
PASSIVE VOICE OBJ + WILL + BE + V3 + PLACE + TIME + SUBJECT
10. THE FUTURE
CONTINUOUS TENSE ( SÜREKLİ TELECEK ZAMAN )

Gelecekte belli bir
zamanda yapılmakta olan eylemlerin anlatımında kullanılır.
POSITIVE SUBJ + WILL + BE + V ING + OBJ + PLACE + TIME
NEGATIVE SUBJ + WON’T + BE + V ING + OBJ + PLACE + TIME
QUESTION WILL + SUBJ + BE + V ING + OBJ + PLACE + TIME?
11. THE FUTURE
PERFECT TENSE (GELECEKTE BİTMİŞ ZAMAN)

Gelecek zaman içinde belirtilen bir zamandan önce bir işin
yapılıp bitirilmiş olacağını ifade ederken kullanılır.

POSITIVE SUBJ + WILL + HAVE + V3 + OBJ + PLACE + TIME
NEGATIVE SUBJ + WON’T + HAVE + V3 + OBJ + PLACE + TIME
QUESTION WILL + SUBJ + HAVE + V3 + OBJ + PLACE + TIME?
12. THE FUTURE
PERFECT CONTINUOUS TENSE (SÜREKLİ GELECEKTE BİTMİŞ ZAMAN)

Gelecek zamanda belli bir ana ve o andan sonraya devam edecek
olan bir iş ve oluş bildirir
POSITIVE SUBJ + WILL + HAVE + BEEN + V ING + OBJ + PLACE + TIME
NEGATIVE SUBJ + WON’T + HAVE + BEEN + V ING + OBJ + PLACE + TIME
QUESTION WILL + SUBJ + HAVE + BEEN + V ING + OBJ + PLACE + TIME?

ŞAHIS ZAMİRLERİ VE HALLERİ

ŞAHIS ZAMİRLERİ VE HALLERİ
KİM KİMİ-KİME KİMİN KİMİNKİ
I BEN ME BENİ-BANA MY BENİM MINE BENİMKİ
YOU SEN YOU SENİ-SANA YOUR SENİN YOURS SENİNKİ
HE O HIM ONU-ONA HIS ONUN HIS ONUNKİ
SHE O HER ONU-ONA HER ONUN HERS ONUNKİ
IT O IT ONU-ONA ITS ONUN ITS ONUNKİ
WE BIZ US BİZİ-BİZE OUR BİZİM OURS BİZİMKİ
YOU SİZ YOU SİZİ-SİZE YOUR SİZİN YOURS SİZİNKİ
THEY ONLAR THEM ONLARI-ONLARA THEIR ONLARIN THEIRS ONLARINKİ
YALIN HALDE ŞAHIS ZAMİRLERİ ŞAHIS ZAMİRİNİN -İ -E HALİ MÜLKİYET (İYELİK) SIFATI MÜLKİYET (İYELİK) ZAMİRİ
İŞARET ZAMİRLERİ
THIS : BU THAT : ŞU, O
THESE : BUNLAR THOSE : ŞUNLAR, ONLAR
NOT : …………….!PRESENT CONT……………………
ÜNLEMDEN SONRA
GELEN CÜMLE PRESENT (AM/IS/ARE) + V-ING CONT OLMALIDIR

should &ought to

Bu yazımızda ingilizcede should ve ought to konularını genel anlamıyla öğreneceğiz. Konu anlatımını, gramer yapısını, should ve ought to ile ilgili örnek cümleleri, bu cümlelerin Türkçelerini ve kullanım yerlerini göreceğiz.

İngilizcede Should ve Ought to nasihat ederken, olasılık durumlarında, tahminde bulunurken ve mecburiyet gibi durumlarda kullanılır. Aynı anlama gelirler.
Should’un Genel Yapısı

Özne + should + ana fiil

özne yardımcı fiil ana fiil
+ He should learn to swim.
- He should not be late.
shouldn’t
? Should he learn to swim?

Ought to’nun Genel Yapısı

özne yardımcı fiil ana fiil
+ He ought to learn to swim.
- He ought not to be late.
ought not to
? Ought he learn to swim?

Should ve Ought to ‘nun Kullanım Yerleri

Nasihat Ederken:

•You should learn to swim. You ought to learn to swim

Yüzmeyi öğrenmelisin.

•You shouldn’t tell lies. You oughn’t to tell lies.
Yalan söylememelisin.

Zorunluluk gerektiren durumlarda:

•You shouldn’t smoke in here. You oughtn’t to smoke in here.
Burada sigara içmemelisin.

•You should never do that again! You ought to never do that again.
Bu asla tekrar yapmamalısın.

•You should not be late. You ought not to be late.
Geç kalmamalısın.

Olasılık durumlarında:

•They should/ought to be arriving in a few hours.
Bir kaç saat içinde varırlar.

•He should/ought to be staying at Plaza Hotel.
Plaza otelde kalıyor olmalı.

•Where are the children? They should be in bed.
Çocuklar nerede? Yataklarında olmalılar.

Must

Modals: Must

Bu yazıda ingilizcedeki “must” konusunu öğreneceğiz. Yazımızın içeriğinde must konu anlatımını, gramer yapısını, örnek cümleleri, bu cümlelerin Türkçelerini ve must’ın kullanım yerlerini göreceğiz.

Bir şeyin eğer yapılma zorunluluğu varsa, gereklilik söz konusu ise “must” kullanılır. Burda önemli olan bir diğer nokta ise, zorunluluk durumu “kişisel” dir. Yani zorunluluk kişinin kendi özel durumundan kaynaklanmaktadır.

•I must study hard because I have an exam tomorrow.
Sıkı ders çalışmalıyım. Çünkü yarın sınavım var.

Must’ın Genel Yapısı

Özne + must + ana fiil

özne yardımı fiil must ana fiil

I must make noise.
You must leave the home.
We must be back at 2 o’clock.

Must’ın Kullanım Yerleri

Konunun başında söz ettiğimiz gibi, zorunluluk durumlarında “must” kullanılır:

•You must get up early if you want to catch the bus tomorrow.
Eğer yarın otobüsü yakalamak istiyorsan erken kalkmalısın.

•I have told the children that they must come home before ten on Saturday nights.
Çocuklara Cumartesi geceleri eve 10′dan önce gelmelerini söyledim.

•You must see the film if you get the chence.
Fırsatını bulursan filmi izlemelisin.

Have to

Bu konumuzda ingilizcede “have to” yapısı ile ilgili gramer bilgisi, konu anlatımı, örnek cümleler ve bunların Türkçeleri, kullanım yerleriyle ilgili bilgilere yer vereceğiz.

Bir durum zorunluluk içeriyorsa, mecburiyet gerektiriyorsa have to yapısı kullanılır. Ama dışarıdan bir zorlama söz konusudur.

•I have to go to school.
Okula gitmek zorundayım.

Have to’nun Genel Yapısı

Özne + yardımcı fiil + have + mastar (to ile)

özne yardımcı fiil esas fiil have infinitive

+ He
has to wait.

- I do not have to see the dentist.
? Did they have to go to shop?

Have to ‘nun Kullanım Yerleri

“Have to”, çevreden kaynaklanan zorunlulukları anlatırken kullanılır.

•I have to give up smoking. (Doctor said.)
Sigarayı bırakmalıyım. (Doktor söyledi.)

•We have to be ready before the teacher comes.
Öğretmen gelmeden önce hazır olmalıyız.

•Ahmet has to wear a tie at work.
Ahmet işte kravat takmak zorundadır.

Not: 3. şahıslarda have to’ nun has to’ya dönüştüğüne dikkat edin.

Must kipinin geçmiş zamandaki karşılığı “had to” ‘dur. Şu örnekleri inceleyelim.

•We had to find a shelter as it was raining.
Yağmur yağdığından barınak bulmak zorunda kaldık.

•They had to cancel their trip due to the bad weather.
Kötü havadan dolayı gezilerini iptal etmek zorunda kaldılar.

Must ve Have to’nun farkı:

Olumlu anlamda must ve have to aynı anlamdadırlar.

•You must leave. (You can’t stay.) You have to leave. (You can’t stay.)

Ayrılmalısınız. (Kalamazsınız.).

Olumsuz anlamda ise anlam değişir:

•You mustn’t leave. (You can’t go.)
Ayrılmamalısınız. (Gidemezsiniz. Zorunluluk.)

•You don’t have to leave. (You can go or stay.)
Gitmez zorunda değilsiniz.(Gidebilirsiniz ya da kalabilirsiniz.)

Not: Have to, “modal verb” değildir. Modal konusuyla birlikte anlatılmasının nedeni, must ile aynı anlamdadır ve bazen, bazı “zamanlarda” must, have to yerine kullanılabilmektedir.

have got to ile have to aynı anlamdadır:

•I’ve got to go – I have to go.

Be able to

Bu konumuzda ingilizcede “be able to” konu anlatımını, örnek cümleleri, “be able to” nun nasıl, ne şekilde, nerelerde hangi anlamlarda kullanıldığını öğreneceğiz.

Be able to ingilizcede, yetekleri anlatmada kullanılan bir yapıdır. Be able to “modal yardımcı fiili” ya da “modal verb” değildir!

Be able to, ingilizcede “be” fiiline “able” (yetenekli, kabiliyetli) sıfatıyla birlikte mastar olan “to” ‘nun eklenmesiyle oluşmuştur.

Örnek Cümleler:

•He may be able to learn English.
İngilizce öğrenebilir.

•You will be able to pass the exam if you study.
Çalışırsan sınavı geçebileceksin.

Bazı durumlarda “could” ile karıştırılabilmektedir.

Eğer birisinin bir yeteneğinden bahsediyorsak ve bunu belli bir durum için gerçekleştirmiş ise, “was/were be able to” kullanılır; could kullanılmaz.

•Even though I’d hurt my leg, I was able to swim back to the boat.

Ayağımı inciltmeme rağmen, bota kadar yüzebildim.

“Be able to” Genel Yapısı

Özne + ana fiil + able + mastar

özne be esas fiil able
sıfat mastar
+ I am able to drive.
- She is not able
to drive.
isn’t

? Are you able to drive?

Be able to’ nun Kullanımı

Be able to, yetekleri anlatırken ya da bir güçlüğün üstesinden gelindiğini anlatırken kullanılır.

Could ve can’in yerine de kullanılabilir. “Can” şimdiki zaman, “could” geçmiş zamanda kullanılırken, “be able to” bütün zamanlarla birlikte kullanılabilir.

•Mary was able to finih his homework successfully.
Mary ödevini başarılı bir şekilde bitirebildi.

•Mehmet was able to learn to play guitar at last.
Mehmet en sonunda gitar çalmayı öğrenebildi.

İngilizce # Modals Could Konusu

Bu konumuzda ingilizcede “could” konusu ile ilgili örnek cümleleri, değişik sınıfta okuyan arkadaşların rahatlıkla anlayacakları konu anlatımını, kullanım yerlerini, gramer yapısını bulacaksınız.

Could ingilizcede “geçmiş” anlamında kullandığımız bir “modal yardımcı fiili” ya da “modal verb” ‘dır. Geçmişteki yeteneklerden, olasılık, izin, istek, talep, öneri ve teklif gibi durumlardan söz ederken “could modal yardımcı fiili” kullanılır.

•He could run so fast in his childhood.
Çocukluğunda çok hızlı koşardı.

•He couldn’t start working without his father’s permission.
Babasının izni olmasa çalışmaya başlayamazdı.

Could, ingilizcede “modal verbs yardımcı fiili” olarak isimlendirilir. Çok kolay bir konu olmakla birlikte, kullanım yerlerine göre bazı zorluklarla karşılaşılmaktadır.

Could Modal’unun Genel Yapısı

Özne + can + esas fiil

Özne yardımcı fiil esas fiil

+ I can swim in the sea.
- He can not swim in the sea.
can’t
? Can you swim in the sea?

Could’un Kullanımı, Örnek Cümleler

Could: Geçmişteki yetenek gerektiren durumlardan söz ederken could modal’ı kullanılır;

•I could swim when I was 4 years old.
4 yaşındayken yüzebiliyordum.

•My sister could talk when she was 15 months old.

Kız kardeşim 15 aylıkken konuşabiliyordu.

Could: İzin söz konusu olduğunda;

•Could I ask you a personal question?
Sana kişisel bir soru sorabilirmiyim?

•Could I turn on the light?
Işığı açabilirmiyim?

Could: Olasılık durumlarında;

•He could be in the living room.
Oturma odasında olmalı.

•Perhaps They could have gone home.
Belkide eve gitmiştir.

Could: İstek durumu söz konusu olduğunda;

•Could I have the bill, please?
Hesabı alabilirmiyim lütfen?

•Perhaps They could have gone home.
Belkide eve gitmiştir.

İngilizce # Modals: Can Konusu

Can, ingilizcede “modal verbs yardımcı fiili” olarak isimlendirilir. Çok kolay bir konu olmakla birlikte, kullanım yerlerine göre bazı zorluklarla karşılaşılmaktadır.

Bu yazımızda ingilizcede CAN konusunun anlatımını, can ile ilgili örnek cümleleri, can ‘in kullanım yerlerini öğreneceğiz.

Beceri ya da yetenek gibi durumlardan bahsederken, istek ya da ricada bulunurken “can modal yardımcı fiili” kullanılır.

Örnek Cümleler:

•It is so heavy, so i can’t lift it.
Çok ağır, bu yüzden onu kaldıramam.

•I can play tennis.
Tenis oynayabilirim.

•She can sing really well.
Gerçekten iyi şarkı söyleyebiliyor.

Can’in Genel Yapısı

Özne + can + esas fiil

Özne yardımcı fiil esas fiil

+ I can play baseball.
- He cannot play baseball.
can’t
?
Can you play baseball?

Can in Kullanımı, Kullanım Yerleri, Örnek Cümleler

Can: Kabiliyet ve yetenekler söz konusu olduğunda, ayrıca olasılık durumlarında:

•I can’t swim so I won’t come to the pool with you
Yüzme bilmediğimden seninle havuza yüzmeye gelmeyeceğim.

•Ahmet can speak German.
Ahmet Almanca konuşabilir.

•The sea can be quite warm in August.
Deniz Ağustosta oldukça sıcak olur.

Can: İstek, Rica ve emir cümlelerinde kullanılır:

•Can I borrow your pen, please?

Kalemini ödünç alabilirmiyim lütfen?

•Can you go there for a while.
Bir süre için oraya gidermisin.

•I am afraid you can’t wait here.
Korkarım ama burada bekleyemezsiniz.

Can: İzin durumlarında:

•You can stay here if you want to.
Eğer istersen burda kalabilirsin.

•Can i close the television?
Televizyonu kapatabilirmiyim?

•Can you can go out but you must be back at midnight.
Dışarı çıkabilirsin ama gece yarısında geri gelmelisin.

Etiketler: ingilizcede can konu anlatımı, can ile ilgili cümleler, can can’t kullanım yerleri, ingilizcede modals konusu

İngilizcede Cümle Yapısı

İngilizce, kuralları olan basit bir dildir. Temel kuralları öğrendikten sonra geri kalan hemen her şeyi bu kurallara uyarak öğrenebilirsiniz.

İngilizcenin temel cümle yapısı (düzenli cümle) şöyledir:

Özne + fiil + nesne

Evet bu kadar basit. Geri kalan her şeyi bunlar üzerine kurabilirsiniz. Basitten zora doğru giden bir süreçten bahsediyorum ama temel kural hep aynı.

Örneğin;

I go to school.

“I” cümledeki özne, “go” fiil, “to” edat, “school” da nesnedir.

Mr. Dursley sat frozen in his armchair.

“Mr. Dursley” özne, “sat”, sit düzensiz fiilinin geçmiş zaman olumlu cümlesindeki kullanım şekli, “frozen” sıfat, “in” edat, “his” zamir, “armchair” nesnedir.

2. cümle ile ilgili olarak şunu söylemek istiyorum;

“Sit” fiilinin geçmiş zamandaki kullanımını zamanlar konusunda, “frozen” sıfatını sıfatlar konusunda, “in” edatını edatlar ve “his” zamirini de zamirler konusunda öğreneceğiz.

Gördüğünüz gibi, hemen herşey en başta bahsettiğim kalıp çerçevesinde oluşmaktadır. Peki bizim bunları kavramamız için neler yapmamız gerekmektedir?

Her konuyu en iyi şekilde öğrenmeli, örnekler çözüp bunları uygulamalıyız. Maalesef ingilizce öğrenen arkadaşlarda eksik kalan en önemli nokta burasıdır!

Olayı input-output yani giriş ve çıkış olarak görürsek, 2 temel input, “listening” ve “reading” ve de 2 temel çıkış, “speaking” ve “writing” vardır. Bizler genel itibari ile “output” ları ihmal ediyoruz. Öğrendiklerimizi uygulamanın başka yolu yoktur. Bu 4 temel süreç daima beraber yürümelidir. Konuşacak birileri bulamıyorsanız duvara karşı ya da kendi kendinize konuşun. Bol bol yazı yazın, mesela günlük tutun. Bu yöntemleri “ingilizceyi geliştirme yöntemleri” başlığında topladım. Lütfen üşenmeyin, ordaki yazıları okuyun ve gerçekten çok ama çok faydalı olduklarını göreceksiniz.

İngilizcede -ing takısı

-ing takısı alma kuralları

A -y ile biten fiiler –ing alınca, y değişmez
Trying, hurrying, studying, applying

B -ie ile biten fiilerde ise, -ie , -y’ ye dönüşür ve –ing gelir.

Die-dying, lie-lying, tie-tying

C -e ile biten fiilerde ise, -e düşer –ing gelir

Hope-hoping, smile-smiling, confuse-confusing

İstisnalar: see-seeing, be-being, agree-agreeing

D- Bazı fiiler sesli-sessiz harf ile bitebilirler. Bu fiilerde de son sessiz harf 2 kere yazılır.

Stop-stopping, plan-planning, rub-rubbing

E- 2 heceden oluşan ve son hecesi vurgulanan fiilerde de son sessiz harf 2 kere yazılır.

Prefer-preferring, regret-regretting, permit-permitting, begin-beginning

F- Eğer son hece vurgulanmıyorsa son sessiz harf 2 kere yazılmaz.

Visit-visiting, develop-developing, happen-happening, remember-remembering

G- Britanya İngilizcesinde –l ile biten fiillerde –l ler 2 kere yazılır.(son hece vurgulu söylensin ya da söylenmesi)

Travel-travelling, cancel-cancelling

H- Eğer kelime 2 sessiz ile bitiyorsa, son harf 2 kere yazılmaz.

Help-helping, start-starting,

I- Son harften önce 2 sessiz varsa, son harf 2 kere yazılmaz.

Boil-boiling, need-needing, explain-explaining

J- Son harf –y ya da –w ise, tekrarlanmaz.

Stary-staying, grow-growing.