Güncel Hukuk Haberleri

Yeni Anayasa

Değiştirilmesi artık elzem hale 1982 darbe anayasasının ülkeyi her geçen gün geriye çektiği aşikardır. Aşağıda özellikle belirttiğim maddelerin hayata geçirilmesi noktasında hayati öneme sahip olduğu kanaatindeyim. Nedir bu maddeler;

Parti kapatmaları zorlaştırılması ile alakalı,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, partilerin kapatılması istemiyle hazırladığı iddianameler TBMM’de oylanmasının gerekliliği
- Parti kapatma için “Anayasa Mahkemesi üyelerinin en az dörtte üçünün oyu gerekir” ilkesinin olması
- Bir partinin kapatılması için Venedik kriterlerinde sıralanan şartların bulunmasının gerekliliği.
- Kapatma yerine, davaya konu eylemleri gerçekleştiren parti üyelerinin cezalandırılması gündeme gelebilmesi

Anayasa Mahkemesi ve HSYK ile alakalı,
- Anayasa Mahkemesi’nin yapısı değişmesi ,üye sayısının 11’den 21’e yükseltilmesi ve u durumda geriye kalan 12 üyenin TBMM tarafından seçilmesi
- Anayasa Mahkemesi’ne AİHM’ye olduğu gibi vatandaşlarında bireysel başvuruda bulunabilmesi
- HSYK’nın geniş tabanlı temsil esasına göre yeniden yapılandırılması sağlanması. İki veya üç daireden oluşacak HSYK’nın üye sayısı 21’e yükselmesi. Yargıtay ve Danıştay dışında, birinci sınıf hâkim ve savcılar, Türkiye Adalet Akademisi’nin hukukçu öğretim üyeleri ve avukatlar üye olarak atanabilmelerinin sağlanması. Kararları yargı denetimine açılacak HSYK’nın doğal üyeleri sayılan Adalet Bakanı ve Müsteşarı üye olarak kalmaya devam edilmesi. Ayrıca 7 üyeli yapıda 5 üyeyle çoğunluğu oluşturan Yargıtay ve Danıştay kökenli üyeler azınlıkta kalması.

Askeri Mahkeme ve Yaş kararları ile alakalı,
- Askeri mahkemelerin görev tanımı yeniden yapılması ve Askeri yargının sadece görev suçlarına bakması sağlanması.
- YAŞ kararları yargı denetimine açılması.

Bunların haricinde yapılması planlanan şu maddeleri de izah etmek istiyorum.
- Memurlara toplu sözleşme ve grev hakkı tanınacak.
- Türkiye milletvekilliği uygulaması getirilecek. 550 milletvekilinden 100’ü Türkiye milletvekili olacak. Yüzde 10 barajını aşamayan partilerdeki isimlere TBMM’ye girme şansı tanınacak.
- Genel ve yerel seçim tarihleri ilkbahardan sonbahara taşınacak.

Milletvekillerinin dokunulmazlığa rağmen yargılanmalarına devam edilmesine neden olan düzenlemeler kaldırılacak.

Avrupa Birliği kapsındaki ülkemizin miadını çoktan doldurmuş 1982 darbe anayasasıyla idare edilmeyeceği herkesçe malumken en kısa zamanda yukarıda izah etmeye çalıştığım temel değişikliklerinin ışığında yeni bir anayasanın yürürlüğü girmesi son derece faydalı olacaktır.

Devamı: http://www.yenimakale.com/hukuk/2661-yeni-anayasa.html#ixzz0kUUVEfwz

KEY itiraz Dilekçesi

KEY ödemelerinin başlanmasından bu yana bir haftaya yakın süre geçti. Fakat gelen şikayetler KEY listelerinde ismi yer almayanların sayısın milyonu geçtiğini gösteriyor. Listede ismi olmayanlara ilişkin çalışmalar sürerken sendikalar da listede ismi yer almayanlarla toplu itiraz çalışmaları yapıyor. İtiraz için aşağıdaki dilekçe örneğinin kullanılabileceği belirtiliyor.

İŞTE İTİRAZ DİLEKÇESİ:

GÖREVİ : : Konut Edindirme Yardımı

ÜNVANI :

ADI VE SOYADI :

BABA ADI :

DOĞUM YERİ VE TARİHİ :

SİCİL NO :

EMEKLİ SİCİL NO :

T.C.KİMLİK NO :

ÖZÜ

……………………KURUMUNA

Kurumunuzda ……/……/…… tarihinden ……/……/…… tarihine kadar çalışmaktaydım. Mülga 3320 sayılı Memurlar ve İşçiler ile Bunların Emeklilerine Konut Edindirme Yardımı Yapılması Hakkında Kanun uyarınca yukarıdaki tarihleri arasında adıma konut edindirme yardımı tahakkuk ettirilmiştir. Anılan tarihlerde adıma konut edindirme yardımı yatırılmasına rağmen 5664 sayılı kanun gereğince Resmi Gazetede kanalı ile ilan edilen hak sahiplerine ilişkin listede ismim yer almamaktadır.

5664 sayılı Konut Edindirme Yardımı Hak Sahiplerine Ödeme Yapılmasına Dair Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında “ Bu süre içerisinde hak sahibine ilişkin listenin bildirilmemesi mükerrer veya yanlış bildirilmesi halinde hak sahiplerine karşı sorumluluk ilgi kurum ve kuruluşa aittir.” Hükmüne yer verilerek kurumların sorumluluğu düzenlenmiştir. 5. maddesi 2. fıkrasında ise; “Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketine iletilen listelerde isimleri yer almadığı halde, konut edindirme yardımına müstahak olduğunu ileri sürenlerin, ilanın yapıldığı tarihten itibaren 3 ay içerisinde mülga 3320 sayılı Kanuna göre konut edindirme yardımı hesaplarını tahakkuk ettirmek ve ilgili bankaya devretmekle yükümlü olan kurum ve kuruluşlara başvurmaları halinde, adlarına daha önce konut edindirme yardımı yapıldığı hususunun her zaman düzenlenmesi mümkün olmayan nitelikteki belgelerle kanıtlanması veya bu durumun ilgili kurumların kayıtları ile anlaşılması kaydıyla, konut edindirme yardımı tutarları ilgili kurum veya kuruluşlarca hesaplanarak ilgililerin başvurusunu izleyen 2 aylık süre içinde 3 üncü maddenin birinci fıkrasında belirtilen formatta ve şekilde Bankaya bildirilir. Bu fıkraya göre hak sahibi olduğu tespit edilenlere yapılacak ödemelerde 3 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine ilişkin hükümler uygulanır. Bu fıkrada belirtilen başvuru süresi geçirildikten sonra yapılan talepler ilgili kurum ve kuruluşlarca dikkate alınmaz.” hükümleri gereğince konut edindirme yardımı hesabını tahakkuk ettirerek ilgili bankaya bildirmekle yükümlü kurumunuzun gerekli düzeltmeyi yaparak ilgili ödemelerin yapılmasını sağlaması hususunda gereğini arz ederim.

…./…../……

İmza

Sevgilisini öpen genç kızı şoke eden karar…

Tatil için Dubai’yi seçen C.A adlı 25 yaşındaki İngiliz kadın bir restoranda sevgilisini öpünce  hapis cezasına çarptırıldı. A. 18 aydır ’de çalışan reklamcı ’yi görmek ve biraz tatil yapmak için geçen kasım ayında yanına geldi. Çift, arkadaşlarıyla birlikte B. isimli bir fast food restoranına gitti. Burada C. uzun zamandır görmediği sevgilisi A.N’yi öpünce, 38 yaşındaki bir kadın, “Müslümanlığa ve ahlâka aykırı” diye polise şikayet etti. Tutuklanarak mahkemeye çıkarılan çift, yasalarına göre 30 gün hapse çarptırıldı.

Şikayeti yapan kadın, mahkemede “Dudaktan öpüşüp birbirlerini okşuyorlardı. Önce kızım gördü, sonra da ben” dedi. İçki içtiklerini itiraf eden C. ve A, sadece yanaktan öpüştüklerini söyledi.. Avukatları da yanaktan öpüşmenin Müslüman kültüründe suç teşkil etmediğini dile getirdi ancak bu sonuç vermedi. Şimdi, , 4 Nisan’da alt mahkemenin kararını onaylarsa, çift 30 günlüğüne tekrar cezaevine girecek.

Boşanamazsınız!

2. Hukuk Dairesi, davası açıldığı tarihte 1 yıllık süreleri dolmayan çiftlerin boşanamayacağını hükmetti.

Davacı E.Y, 26 Mart 2007 tarihinde eşi aleyhine Malatya 1. Aile Mahkemesi’ne boşanma davası açtı. Yerel Mahkemede boşanma davasını tarafların boşanma konusunda anlaştıklarına dair beyanları doğrultusunda kabul etti ve hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşti. Ancak, Cumhuriyet Başsavcılığı, boşanma davasıyla ilgili yerel kararlarının kanun yararına bozulmasını istedi. Bunun üzerine dosyayı görüşen 2. Hukuk Dairesi’nce, Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesinde “ en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde birliği temelinden sarsılmış sayılır” hükmünün yer aldığı anımsatıldı.

Davanın açıldığı tarihte çiftin evliliklerinde henüz 1 yıllık sürenin dolmadığının belli olduğu vurgulanan daire kararında, Medeni Kanun’un 166. maddesindeki, “ birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir” ve “Bu hallerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır” şartlarının oluşup oluşmadığının araştırılıp sonucuna göre karar verilmesi istendi. Kararda, bunun yapılması gerekirken, Medeni Kanun’un 166/3. maddesinde öngörülen 1 yıllık süre şartı gerçekleşmeden, tarafların kabulüne dayanarak boşanmaya karar verilmesinin usul ve yasalara aykırı olduğuna işaret edildi.

Kaynak:ANKA

Boşanma Prosedürleri ve Süreci

başvurusundan sonra mahkeme ve tüm süreçte ihtiyacınız olan bilgiler: Mahkeme huzuruna çıkış, için gerekli başvuru, sonrası eşler arasında nafaka…

İki tarafın rızasıyla yapılan müracaatının yapıldığı ay içerisinde eşler Mahkeme huzuruna çağırılırlar.

Bu değişikliklerden evvel eşler üç aylık aralıklarla iki defa mahkeme huzuruna çıkmak zorunda kalıyorlardı ancak değişikliklerden sonraki durumda:

• Eşler dilekçesinin veriliş tarihinde altı aydan fazla bir süredir ayrı yaşıyorlarsa mahkeme huzuruna bir defa çıkmak zorundalar.

• Şayet, dilekçesinin veriliş tarihinde altı aydan az bir süredir ayrı yaşıyorlarsa, üç aylık aralıklarla iki defa mahkeme huzuruna çıkmak zorundalar.

Neden eşler mahkeme huzuruna çıkmak zorunda bırakılıyorlar?

Mahkeme huzuruna çıkmadaki amaç davayla ilgilenen hakimin “ kontratında” belirtilen şartların eşler tarafından kabulünü onaylamak ( hakim birinci defa eşleri birlikte dinler, gerek gördüğünde ikinci defa ayrı ayrı çağırır), ayrıca bu süre içerisinde “ kontratında”, gerek gördüğünde, reşit olmayan çocukların lehine değişiklik yapabilmektir.
Ayrıca ilgili yasa, boşanmadan evvel, özel durumlarda eşlere ortak alınan kararlar çerçevesinde “ kontratında” değişiklik yapabilme olanağı tanımaktadır.

kararı verildikten sonra, eşler arasında imzalanan “ kontratı” ile ilgi yasa kadar önemlidir.

kararının bir nüshası eşlere posta aracılığıyla gönderilir. Diğer bir nüshası da, kayıtlara işlenmesi amcacıyla, mahkeme kalemi tarafından nüfus idaresine gönderilir.

İki tarafın rızasıyla yapılan boşanmada diğer bir yenilik ise, sürecinde eşlerden birinin anlaşmalı boşanmayı bozması ve “çaresizlik sonucu nedeniyle ” istemesi durumunda, hakimin kararıyla diğer prosedüre geçilebilinmektedir. Oysa eski yasada diğer bir prosedürüne sıfırdan başlanıyordu.

“Çaresizlik sonucu nedeniyle ” prosedürü:

Çaresizlik sonucu nedeniyle kararı, hakim tarafından, eşlerin tekrar bira araya gelmelerinin, yeni “bir ortak yaşam” kurmalarının imkânsız olduğu kanaatine varıldığında verilir.

Bu yeni prosedüre 27 Nisan 2007 tarihli yasayla kabul edilmiş olup birkaç aşamada gerçekleşmektedir:

a- Boşanmak için gerekli başvuru

“Çaresizlik sonucu nedeniyle boşanmak” için yapılacak başvuru iki aşamada yapılmaktadır:

• İki eş tarafından yapılan başvuru: Eşlerin, sadece isteklerini belirten müracaattır ve bu müracaatta boşanmanın getirdiği diğer sonuçlar görüşülmez. prosedürü eşlerin ikisinin veya avukatlarının veya noterin imzaladığı bir dilekçesinin ilgili mahkemeye iletilmesiyle başlar.

• Eşlerden birisi tarafından yapılan başvuru: Bu durumda eşlerden birisinin isteğinde bulunduğu ve diğerinin kabul etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda yasa, müracaat eden eşin boşanmanın gerekliliğini kanıtlamasını istemektedir ve bu müracaatı iki durumda yapılmaktadır: dilekçeyle başvuru veya celpnameyle başvuru (celpnameyle başvuru daha masraflı olmaktadır çünkü yargı mübaşirinin dosyaya müdahalesi istenilmektedir)

b- Dosyanın hakim tarafından incelenmesi

Hakim, kararını eşlerin aralarındaki anlaşmazlıklar nedeniyle çaresizlikle ayrıldıklarını kanaat getirdiğinde kararını verir.

Yeni yasa çaresizlik sonucu ayrılmayı eşlere iki durumda ispatlama fırsatı vermektedir:

• Ya eşlerin ayrı yaşadıklarını ispatlamaları; (bu süre iki eşin müracaatı durumunda 6 ay, eşlerden birisinin müracaatı durumunda da 1 yıl olarak belirtilmektedir).

• Veya eşlerin birlikte yaşayamayacaklarını ispatlayan somut delillerin mahkemeye sunulması.

c- prosedürü süresinde anlaşma isteği

kararını elde etme süresinde, boşanmanın getirdiği diğer sonuçlara da ( çocukların hangi tarafta kalacağı, çocukların eğitim veya diğer masraflarının karşılanması, ortak alınan evin geçici kullanılması, … ) çözüm bulunulması istenilmektedir. Bu durumda iki çözüm öngörülür:

• Birincisi prosedürü süresinde eşlerin yukarda belirtilen konularda birlikte çözüm bulmaları durumunda:Eşler arasında boşanmanın dışındaki diğer konularda alınan kararların dosyayla ilgilenen hakime iletilmesi istenmektedir. İletilen bu anlaşmalar çerçevesinde, hakim eşleri yüzleştirip tüm konularda anlaşmaya varıldığını kanaat getirdikten sonra kararını verebilir.

• İkincisi çözüm bulamamaları durumunda: Çözüm bulunamadığı takdirde eşlerden birisinin müracaatı sonrası diğer bir hakim (muhakeme hakimi) müdahale edip anlaşmazlıklar üzerinde eşler için uygun olacak kararı alır. Çocuklarla ilgili, bu hakim tarafından alınan kararlar geçici olup daha sonra tekrar görüşülebilir.

d- sonrası eşler arasında nafaka

Burada söz konusu olan nafaka sonrası eşlerden birinin diğerine ödediği ödenektir. Bu ödenek eski yasada, sonrası boşanmaya neden olan eşin “suçsuz” durumdaki eşe ödediği veya ihtiyaç durumunda hakimin kararıyla eşlerden birine ödenen ödenektir.

Yeni kanununda “hataya dayalı ” kaldırıldığından, nafaka sadece ihtiyaç durumuna bağlı olarak istenebilinecektir.

Kaynak:CUMHURİYET HABER PORTALI-EKOLAY

Bankadan bebek yapana 3 yıl hapis

Çocuk sahibi olma umudunu yurtdışındaki sperm ve yumurta bankalarına bağlayanlara Sağlık Bakanlığı’ndan kötü haber. “Türk soyunu koruma” amacıyla yapılan yönetmelik değişikliğiyle bu yola başvuranlar hapis cezasıyla yargılanacak.

Sağlık Bakanlığı’ndan bebeksiz çiftlere darbe. Bakanlık, M.Ö’nun kızı G.Ö ve L.İ’nin, evlenmeden ve bir erkekle cinsel ilişkiye girmeden anne olmalarını sağlayan sperm bankası yöntemi ile hamile kalmayı yasakladı. Resmi Gazete’de 6 Mart’ta yayınlanarak yürürlüğe giren ve kamuoyunda tartışmalar yaratan “Üremeye Yardımcı Tedavi Uygulamaları ve Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezleri” Yönetmeliği’nde, “soyu koruma” amacı ile radikal bir değişiklik yapıldı.

DONÖRE YARGI YOLU

Yeni yönetmeliğe göre, yurtdışındaki sperm bankasından alınan sperm veya yumurta ile hamile kalanlar hakkında, savcılığa suç duyurusunda bulunulacak ve bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile dava açılacak. Yeni düzenleme, bu yönteme başvuran anne adaylarının yanı sıra aracılık yapan kişiler ile sperm veya yumurta veren donörü de sorumlu tutuyor. Yurtdışındaki sperm bankalarına yumurta veya sperm veren ve gerek tıp etiği, gerekse hukuken isimlerinin gizli tutulması gereken donörün kimliğinin nasıl belirleneceğine ise yönetmelikte yer verilmedi. “Soyu korumak” gerekçesi ile yasak kulvarını genişleten Sağlık Bakanlığı, hastalarını yurtdışındaki sperm bankalarına yönlendiren veya bu yöntem konusunda teşvik eden tüp bebek merkezlerini de kapatacak. Yönlendirme veya aracılık yapan klinik ilk seferinde üç ay, aynı eylemi ikinci kez yaparsa süresiz kapatılacak. Hastasını sperm bankası yöntemi ile hamile kalmaya teşvik eden veya yurtdışındaki sperm bankaları ile bağlantı kurarak bu yönde bilgi veren hekimlerin de, tüp bebek çalışmasına ilişkin sertifikaları Sağlık Bakanlığı tarafından iptal edilecek ve haklarında ceza davası açılacak.

DNA ANALİZİ ŞARTI

Yönetmeliğin 18. maddesinde yer alan bu düzenlemenin yanı sıra sağlık sebebiyle yumurta veya spermini donduran adayın DNA analizi istenecek. Bu yolla bir adayın dondurulan sperminin veya yumurtasının başkasına kullanılmasının ya da bunların karışmasının engellenmek istendiği öğrenildi.

Çocuk sahibi olmak isteyen her şeyi yapar

Yenİ yönetmeliği eleştiren Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı öğretim üyesi, Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği 2. Başkanı Prof. Dr. B.T, Türkiye’de uygulanmayan sperm ve yumurta bağışı için çok sayıda kişinin yurtdışına gittiğini söyledi. Prof. B.T “Türkiye’de yumurta-sperm bağışı zaten yasak. Ama bu yönetmelikle yurt dışına gidilmesini yasakladığınız gibi bir hekimin hastasına, ‘Türkiye’de yumurta bağışı yapılmıyor, siz yurtdışına gidebilirsiniz’ demesi de suç oluyor” dedi. Bu uygulamanın nesep karışmasını önlemek için yapıldığını belirten B.T, “Birçok hasta bizi arıyor, çocuk sahibi olmak için yardım istiyor. Çocuğu olmayan bir hasta, çocuk sahibi olmak için her şeyi yapar” dedi. Tıraş, sağlık nedeniyle sperm ve yumurta dondurmak isteyen kişilere getirilen DNA analizi uygulamasını da “Maliyeti yüksek, kimse bu durumda donduramaz” dedi.

Onlar kavuştu

Türkiye’de yasal olmaması nedeniyle yurtdışındaki sperm bankasına başvuran G.Ö ve L.İ anne oldu.

Türkiye’deki klinik aracılık ederse dava açılabilir

GELİŞMEYİ ceza hukuku açısından Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ö.Y.Ç değerlendirdi. TCK’da yer alan bir eylemin yurtdışında işlenmesi halinde, söz konusu eylemin o ülkede suç sayılıp sayılmamasının belirleyici bir kriter olduğunu belirten Ö.Y.Ç şunları söyledi: “Kişisel düşüncem, böyle bir yasağın ceza hukuku açısından uygulanamayacağı yönünde. Çünkü sperm bankası yöntemi ABD’de suç değil. Bir başka ülkede işlenen ve o ülkede suç olmayan bir eylemi cezalandıramazsınız. Sperm bankası yöntemiyle çocuk sahibi olan aile bunu saklamıyorsa yaptırım uygulanamaz. Ancak aile bunu saklıyorsa ve başkasının spermi ile olan çocuğu kendi soyundan gibi gösteriyorsa, o zaman suç gerçekleşmiş olur. Yeni düzenlemeye göre suçun oluşmasının ikinci yolu da, eylemin Türkiye’de başlamış olmasıdır. Bu yönteme Türkiye’deki bir klinik aracılık etmişse ve aile bu klinik aracılığı ile yurtdışına gitmişse, dava açılabilir.

Striptiz fotoğraflı boşanma davası

ANTALYA’da geçen yıl 22 Nisan’da evlendiği eşi 24 yaşındaki Z.İ. ile 3 gün süren evliliğinin ardından davası açan kabin memuru 27 yaşındaki S.İ, “Karım son derece iffetsiz bir yaşam tarzı sürüyor” diyerek eşinin yaparken çekilen fotoğraflarını mahkemeye delil olarak sundu. Z. İ ise açtığı karşı davada eşinden kendisine `karnabahar siğili’ olarak bilinen human papiloma virüsü bulaştığını iddia etti, 30 bin lira tazminat ve aylık 500 lira nafaka talep etti.

Özel bir havayolu şirketinde kabin memuru olarak 7 yıldır çalışan S.İ, aynı firmada işe başlayan Z. B. ile kısa süren flörtün ardından 22 Nisan 2009 tarihinde evlendi. Evliliğinin 3′üncü gününde kavga eden çift, ayrı yaşamaya başladı.

Antalya 1′inci Aile Mahkemesi’ne davası açan S. İ, eşinin geçmişini araştırmaya başladı. Kısa sürede tanışıp evlendiği kadının internette sosyal paylaşım sitelerindeki fotoğraflarını gören koca, şoke oldu. Eşinin dans ederken ve yaparken çekilmiş fotoğraflarına, futbolcularla samimi pozlarına ve erkek arkadaşlarıyla yaptığı chat yazışmalarına ulaşan S.İ., bunları davasında delil olarak mahkemeye sundu.

S. İ., avukatı İ.A aracılığı ile mahkemeye verdiği dilekçesinde, “Evlilik öncesi yaşam tarzını saklamıştır. Facebook yazışmalarına ve sunulan fotoğraflardaki görüntülere göre son derece iffetsiz bir yaşam tarzı sürmektedir. Sunulan tüm fotoğraf ve delillerinden bu kolaylıkla anlaşılacaktır. Gerçek anlamda bu evlilik birliği hiç yaşanmamıştır” ifadesine yer verdi.

CİNSEL HASTALIK BULAŞTIRDI

Z İ ise açtığı karşı davada eşinden kendisine `karnabahar siğili’ olarak bilinen human papilloma virüsü (HPV) bulaştığını iddia etti. Eşiyle evlenmeden önce birlikte olduğunu, hamile kalıp çocuk aldırdığını belirten Z. İ, genital bölgesinde çıkan siğillerin rahim kanserine kadar ilerleyebileceğine dikkat çekerek 30 bin lira manevi tazminat ve 500 lira aylık nafaka talep etti.

Z. İ’nin avukatı, mahkemeye sunduğu dilekçede, şu ifadelere yer verdi:

“Birlikte çıkmaya başladıktan 6 ay sonra müvekkilim, genital bölgesinde HPV hastalığına yakalandı. Doktorlar bu hastalığın partnerden geçtiğini ve rahim kanserine kadar ilerleyebileceğini söyleyince müvekkilim yıkılmıştır. Davalı olan eş müvekkilimin ilk partneri olmakla ve söz konusu hastalık bulaştıktan 6 ay sonra belirtilerini göstermektedir. Davalı, evli olmasına rağmen arkadaşları ile eğlence hayatına dalmış ve çeşitli kadınlarla beraber olmaya başlamıştır. Davacı şu an eşinden ve işinden ayrılmış, sağlığını, bebeğini kaybetmiş bir şekilde baba evine dönmüştür. Tüm bunlarla beraber tıbben hastalığı bulaşıcı olduğundan bundan sonraki hayatında evlenemeyecek, belki de bebek sahibi olamayacaktır. Bu nedenle 30 bin lira manevi tazminat ve aylık 500 lira nafaka talep etmekteyiz.”

Her iki dava önümüzdeki günlerde Antalya 1′inci Aile Mahkemesi’nde birleştirilerek görülecek.

Kocanın gizli çekimi delil sayıldı

Kocanın gizli çekimi delil sayıldı

Yargıtay, aldatıldığından şüphelendiği için eşinin haberi olmaksızın eve ses kayıt cihazı yerleştirerek ortam dinlemesi yapan ve elde ettiği ses kayıtları sonrası eşi hakkında boşanma davası açarak tazminat talep eden kocayı haklı buldu. Yargıtay, verdiği emsal kararda, yasadışı yollarla elde edilen delilin, delil kabul edileceğine hükmetti.

Mahkeme, yasadışı yollarla elde edilen ses kayıtlarının delil olamayacağına karar vererek, açılan boşanma davasını reddetti. Kararın temyiz incelemesini yapan Yargıtay, özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamayacağına dikkat çektikten sonra, “Ancak evlilik birliğinde eşlerin evliliğin devamı süresince birbirlerine sadık kalmaları da yasal bir zorunluluktur” dedi.

MAHKEME: YASADIŞI DELİLE İTİBAR EDİLEMEZ

Pendik Aile Mahkemesi, davacı koca tarafından mahkemeye delil olarak sunulan ses kayıtlarına ilişkin CD’nin eşinin özel hayatının gizliliğinin ihlal edilmek suretiyle hukuka aykırı yolla elde edildiği, bu nedenle delil olarak kullanılamayacağını ileri sürerek davanın reddine karar verdi.

Mahkeme, davacı kocanın delil olarak sunduğu ses kaydının, eşinin bilgisi dışında özel hayatın gizliliği ihlal edilerek hukuk dışı yollardan oluşturulduğu, bu sebeple itibar ve kabul edilemeyeceğine dikkat çektikten sonra, davalının sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışta bulunduğunu gösteren başkaca bir delil de getirilmediği gerekçesiyle kocanın açtığı boşanma davasının reddine hükmetti.

İŞTE, YARGITAY’IN BOŞANMA DAVASINDA ‘YASADIŞI DELİL’İ KABUL GEREKÇESİ

Davanın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını bozarak emsal bir karara imza attı. Yargıtay, verdiği kararda şu görüşleri dile getirdi:

“Sunulan delil eşlerin birlikte yaşadığı konutta davalının bilgisi dışında koca tarafından hazırlanan bir sistemle elde edilmiştir. Yapılan bilirkişi incelemesi sonucu CD’deki ses kayıtlarının orijinal olduğu, üzerinde ekleme, çıkarma, kesinti ve kopyalama bulunmadığı tespit edilmiştir. Davalı-davacı kayıt altına alınan konuşmaların kendisine ait olmadığına ilişkin bir iddia ileri sürmemekte bu delilin özel hayatın gizliliği ihlal edilerek elde edildiğini belirterek karşı çıkmaktadır. Bir delilin elde edilişi kişilerin anayasa ile tanınmış haklarının ihlali suretiyle gerçekleşmiş ise, onun hukuka aykırı olarak elde edildiğinin kabulü gerekeceğinde duraksama bulunmamaktadır. Delilin elde edilişinde hukuka uygunluk nedenleri varsa o zaman kanuna aykırılık ortadan kalkar. Kuşkusuz, Anayasaya göre herkes özel hayatına ve Aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. (Anayasa: Madde:20/1) Ancak evlilik birliğinde eşlerin evliliğin devamı süresince birbirlerine sadık kalmaları da yasal bir zorunluluktur.”

YARGITAY, “EVLİLİKTE ÖZEL YAŞAM ALANI OLMAZ”

Yerel Mahkemenin kararı bozan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, evlilik hayatında özel yaşamın nasıl olacağını da betimlediği kararında şöyle dedi:

“Eşlerden birinin bu alana ilişkin özel yaşamı evlilikle bir araya geldiği ve birlikte yaşadığı hayat arkadaşı olan diğer eşi de en az kendisininki kadar yakından ilgilendirir. O nedenle, evlilikte, evlilik birliğine ilişkin yasal yükümlülükler alanı eşlerin her birinin özel yaşam alanı olmayıp, aile yaşam alanıdır. Bu alanla ilgili de, eşlerin tek tek özel yaşamlarını değil, bütün olarak aile yaşamının gizliliği ve dokunulmazlığı önem ve öncelik taşır. Bu bakımdan, evliliğin, yasal yükümlülükler alanı, diğer eş için dokunulmaz değildir. Bu nedenle, eşinin sadakatinden kuşkulanan davacı-davalının birlikte yaşadıkları her ikisinin de ortak mekanı olan konuta eşinin bilgisi dışında ses kayıt cihazı yerleştirerek eşinin aleni olmayan konuşmalarını kaydetmesinde, bu suretle sadakat yükümlülüğü ile de bağdaşmayan davranışlarını tespit etmesinde özel hayatın gizliliğinin ihlalinden söz edilemez ve hukuka aykırılık bulunduğu kabul olunamaz. Aksine, aile birliğine ilişkin ortak yaşanılan mekana davalının meşru olmayan bir amaç için arkadaşları kabul etmesinde aile hayatının gizliliğini ihlal söz konusudur. Bu bakımdan sözü edilen delilin elde edilişinde hukuka aykırılık bulunduğundan söz edilemez. O halde yapılan soruşturma ve toplanan delillerle davalı-davacının meşru olmayan bir amaç için karşı cins de dahil olmak üzere arkadaşlarını müşterek konuta aldığı ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı gerçekleşmiştir. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Gerçekleşen olaylar karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu koşullar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre davacı-davalı koca tarafından açılan boşanma davasının da kabulüne karar verilmesi gerekirken isteğin reddi doğru bulunmamıştır.”

KRİTİK KARAR

Yerel Mahkeme, verdiği karara direnirse, davada son sözü Yargıtay Hukuk Genel Kurulu verecek. Yerel Mahkeme, Yargıtay’ın bozma kararına uyarsa, aldatıldığından şüphelenen eşlerin yasadışı yollarla yapacakları dinlemeler, boşanma davalarında delil olarak kabul edilecek.

Bilgi Edinme Hakkı


 9 Ekim 2003 tarih ve 4982 sayılı Bilgi Edinme  Hakkı Kanunu,gerçek ve tüzel kişilere,kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının sahip oldukları her türlü bilgi ve belgeye erişim hakkı tanımaktadır.

Ancak şu konular bilgi edinme hakkının kapsamı dışında kalır.(1) Yargı denetimi dışaında kalan işlemler (Ancak bunlar kişinin çalışma hayatını ve mesleki onurunu etkileyecek nitelikte ise bilgi edinme hakkının kapsamına dahildir.) (2) Devlet sırrına ilişkin bilgi veya belgeler ,(3) Ülkenin ekonomik çıkarlarına ilişkin bilgin bilgi veya belgeler  (4) İstihbarata ilişkin  bilgi veya belgeler (5)  İdari soruşturmaya  ilişkin bilgi veya belgeler (5) Adli soruşturma veya kovuşturmaya  ilişkin bilgi veya belgeler (6)  Kişinin özel hayatının gizliliği ilkesini ihlal edecek nitelikte bilgi veya belgeler (7) Haberleşmenin gizliliği esasını ihlal edecek bilgi veya belgeler. (8) Ticari sırlar. (9) Fikir ve sanat eserleri. (10) Kurum için düzenlemeler. (11) Kurum içi görüş,bilgi notu ve tavsiyeler. (12) Tavsiye ve mütalaa talepleri.

İlgili kişi bilgi edinme başvurusunu bilginin bulunduğu kurum  veya kuruluşa yapar (m.6).

Bilgi edinme başvurusu,başvurulan kurum ve kuruluşlarının ellerinde bulunan veya görevleri gereği bulunması gereken bilgi veya belgelere ilişkin olmalıdır.Özel bir araştırma ve inceleme sonucu elde edilebilecek bilgi ve belgelere ilişkin olmalıdır.Özel bir araştırma ve inceleme sonucu elde edilebilecek bilgi ve belgeleri için yapılan başvuru idare reddedebilir  (m.7)

Keza yayımlanmış veya kamuya açıklanmış bilgi ve ya belgeler için bilgi edinme başvurusu yapılamaz (m.8) Keza yukarıda sayılan kapsam dışı alanda yapılmış başvurular da idare tarafından reddedilir.Kurum veya kuruluşlar,başvuru üzerine istenen bilgi veya belgeye erişimi kural olarak onbeş iş günü içinde sağlarlar. (m.11)

Kurum veya kuruluşlar,bilgi edinme başvurularıyla ilgili cevaplarını yazılı olarak veya elektronik ortamda başvuru sahibine bildirerler.Başvurunun rededilmesi halinde bu kararın gerekçesi ve buna karşı başvuru yolları belirtilir. (m.12)

Ret kararına karşı genel hükümlere göre idari yargıda iptal davası açılabilir.

Bilgi edinme istemi rededilen başvuru sahibi,idari yargı yoluna başvurmadan önce kararın tebliğinden itibaren onbeş gün içinde Bilgi Edinme ve Değerlendirme Kuruluna itiraz edebilir.Kurula bu konudaki kararını otuz iş günü içinde verir.Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu,birer üyesi  Yargıtay ve Danıştay genel kurullarının kendi kurumları içinden önerecekleri ikişer aday,birer üyesi ceza hukuku,idare hukuku  ve anayasa hukuku alanlarıda profesör  veya doçent unvanına sahip kişiler,bir üyesi Türkiye Barolar Birliğinin baro başkanı seçilme yeterliliğine sahip kişiler içinden göstereceği iki aday,iki üyesi en az genel müdür düzeyinde görev yapmakta olanlar ve bir üyesi de Adalet Bakanının önerisi üzerine bu Bakanlıkta idari görevlerde çalışan hakimler arasında Bakanlar Kurulunca seçilecek dokuz üyeden oluşur.

NOT 2 : Bilgi Edinme Kurulu kararları idari açıdan bağlayıcıdır.

NOT 1 : Bilgi Edinme Kurulu tüzel kişiliğe sahip değildir.Devlet tüzel kişiliğinin içinde yer alır.

En İlginç Cezalar – 2

EŞİNİN AİLESİNİ TEHDİT EDİNCE OKUMA YAZMA CEZASI ALDI

Kocaeli’nde Ayrıldığı Eşinin Ailesini Tehdit Ettiği Gerekçesiyle 7 Yıldır Yargılanan Simitçi, Okuma-yazma Cezasına Çarptırıldı.

MAÇA GİTMEME CEZASI

Trafik güvenliğini tehlikeye soktuğu gerekçesiyle Kayseri 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nde yargılanan ve suçu sabit görülen Ü.D (26), eylemine uyan TCK’nın 179/2 maddesi gereğince 30 gün hapis cezasıyla cezalandırıldıktan sonra, kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezası, TCK’nın 50/1-d maddesine göre “2 ay süre ile Kayserispor maçlarına gitmekten yasaklanması” tedbirine çevrildi. Mahkemenin verdiği ceza, yeni TCK ile birlikte tüm ağır ceza mahkemelerinin bulunduğu yerlerde kurulan Denetimli Serbestlik Yardım Merkezi Şube Müdürlüğü’ne iletilirken, bu merkez, cezanın takibinin sağlanması için Kayseri Emniyet Müdürlüğü’ne yazı gönderdi. 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin bir kararında ise 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’na muhalefetten yargılanan M.Ç (57), “1 ay süreyle Kayserispor ve Kayseri-Erciyesspor karşılaşmalarına gitmekten men edildi”. Suçlunun, adı geçen takımların maçlarına gidip gitmediğinin kontrolü ise Kayseri Emniyet Müdürlüğü’ne bırakıldı.

AHIRA GİRMEME CEZASI

Kayseri 1. Sulh Ceza Mahkemesi hırsızlıktan yargılanan E.S’ye (18), 1 yıl süreyle ikamet ettiği Felahiye İlçesi’nde “ahıra girmeme” cezası verirken, oto hırsızlığına karışan M.Ç’ye (18) “20.00-08.00 saatleri arasında na” hükmetti.

İÇKİLİ YERLERE GİRMEME CEZASI

Kayseri 1. Sulh Ceza Mahkemesi, ruhsatsız tabanca taşıyıp yaralama olayına karışan M.A. da (35) Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin kararı ile 10 ay süreyle içkili yerlere girmekten men edildi.

EŞİNİ DÖVEN KOCAYA MAÇA GİTMEME CEZASI

S

İVAS’ta, eşine şiddet uyguladığı iddiasıyla yargılanan bir çocuk babası 28 yaşındaki İ.T ‘ ye, 10 ay süreyle Sivasspor’un maçlarına gitmeme cezası verildi.

DÜĞÜNE VE GÜZELLİK SALONUNA GİTMEME CEZASI

EDİRNE’de, kaçak elektrik kullanmaktan 4. Asliye’de yargılanan S.T. (27) ve M.S (53), TCK’nın 50’nci maddesinde yer alan “Kısa süreli hapis cezasına seçenek

yaptırımlar” kapsamında cezalandırıldı. S.T. ve M.S’ye suçlarının karşılığı öngörülen hapis süresi 1 yıldan az olduğundan 3’er ay 10’ar gün güzellik salonuna ve düğüne gitmeme cezası verildi.

Kaynak:SABAH