Hukuki sorularınız ve cevaplarım

Hukuki sorularınız ve cevaplarım #83

 

Çalıştığım işyerinde patron benden memnun kaldı ve bana yüzde 5 hisse verdi. Ortaklığımdan da memnun kaldı bir yüzde 5 daha ve yönetim kurulu üyeliği verdi. Kendisi bir limited şirket kurdu oraya kaydı. Bu şirketi bize bıraktı ama gelin görün ki şirketin uçan kuşa alabildiğine borcu var. Şimdi biz bu borçtan sorumlu muyuz? Eşimin malvarlığı risk altında mı? Genel kurul yapılmıyor, şirket fesholunur mu?

Anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin borçtan şahsi malvarlıkları ile sorumlulukları sadece maliye ve SSK borçları içindir. Bu sorumluluk da (belgelenmek kaydı ile) sizin yönetim kurulu üyeliğiniz dönemi içindir. Bu şahsi malvarlığı ile sorumluluktur. Eşin malvarlığı ile sorumluluk değildir. Şirketin organsız kalması, genel kurulun toplanamıyor olması Türk Ticaret Kanunu’nun 435’inci maddesi gereği fesih nedenidir. Ancak genel kurulun toplanamaması halinde feshe gelene kadar şirketin işlerinin yasal prosedür içinde yürütülmesi zaten aksar. Zira özellikle ticaret sicili ile ilgili hiçbir işlem yapılamaz. Yani işlem yapılabilmesi için genel kurul zaptı aranır. Dolayısı ile işiniz zor.

 

Babam alkolik biridir, annem ve babam birlikte oturuyorlar ve oturduğu daire babamın. Ancak babamın bu evi birilerine kaptırma riski var. Çünkü alkolün etkisi ile ne yaptığını bilmiyor. Bu halini engellemek için hukuki olarak ne tedbir alabiliriz?

Babanızın durumu elbette ki üzüntü verici. Bu durumda olan kişilerin hukuki işlem yapması halinde işlem geçersizdir. Ancak kötü niyetli kişiler bir yolunu bulup tahmin ettiğiniz gibi dairenin satışını yapmış gibi gösterip daireyi alabilirler. Bu işlemden sonra işiniz zorlaşır. Dolayısı ile önceden tedbir almak düşünülmelidir. Bunun da yolu babanızı hacir altına almaktır. Bunun için bulunduğunuz yerdeki sulh hukuk mahkemesine başvurup babanızın hacir altına alınmasını, kendisine vasi tayin edilmesini isteyeceksiniz. Dava sırasında babanızın alkolik durumu hekim raporu ile tespit olunduğunda Medeni Kanun’un 406’ncı maddesi hükümlerine göre kendisine vasi tayin olunacaktır. Bu halde de hukuki işlem yapması engellenecektir. Onun yerine basit yaşamsal işlemleri vasi yerine getirecek, önemli işlemler için de hakimden izin alınacaktır.

 

Eşim tarafından şiddet görüyorum. Bu durumda dava açsam dava sırasında yine birlikte yaşayacağım. Benim durumuma bir çözüm var mı?

Eş tarafından şiddet gören biri (erkek olsun kadın olsun) buna katlanmak zorunda değildir. Buna karşı elbette önlem alınması gerekir. Birincisi, şiddet uygulama suç teşkil ettiği takdirde tabii ki cezai yönden bir işlem mümkündür.Ancak okuyucumun durum tespiti çok doğrudur, yani gerek cezai gerekse hukuki işlemler sırasında bir arada bulunmak mahzur teşkil edebilir. Buna karşı, şiddet uygulama suç teşkil ediyorsa savcılığa şikayette bulunulabilinir.
Sonra şiddet uygulama boşanma nedenidir ve bu nedenle de boşanma davası açıldığında eşlerin ayrı yaşamaya hakkı vardır. Şimdi bunların da dışında bir önlemi anlatayım. Bizde ailenin korunmasına dair bir kanun var. Buna göre şiddet gören eş sulh hukuk mahkemesine başvurarak korunmasını isteyebilir.
Hakim durumu inceler ve gerekli önlemleri alır. Bu önlemler arasında şiddet uygulayan eşin eve veya işyerine yaklaşmaması, nafaka ödemesi gibi önlemleri alır. Hakim gerek gördüğünde ilave önlemleri de alabilir ve aldığı önlemleri savcılığa da bildirir. Dolayısıyla korunmakta olan eş zabıta kontrolünde olur. Bu önlem boşanma davası açılmakla alınabileceği gibi boşanma davası dışında da alınabilinir. Önleme uymayan eş hakkında cezai işlem yapılır.
Elimde 1 Ocak 2007 vade tarihli muhtelif bonolar var. Bugüne kadar takip konusu yapmadım, bonolarda kefil de var ama borçlunun malvarlığını bulamadığım için avukata da vermedim. Şimdi çekler hakkında önlemler düşünülüyor. Benim bonolarım bu önlemler kapsamında riske girer mi?

Elinizdeki bonoları takibe koymak için vade tarihinden itibaren üç yılınız var. Yani 1 Ocak 2010 tarihine kadar vaktiniz var, yani kısaca yirmi gününüz kalmış, malvarlığı var veya yok siz takibi başlatın. Takibi başlatmazsanız 1 Ocak 2010’dan sonra bonolara mahsus takip yapamayacaksınız. Takip dosyası icra dairesinde beklerken siz uygun zamanda haciz işlemleri yapabilirsiniz, böylece takip süresini geçirmemiş olursunuz.
Sorduğunuz çek konusu sizi ilgilendirmiyor. Çek konusu, karşılıksız çeklerde verilen hapis cezası ile ilgili. Oysa karşılığı çıkmayan bonolar için hapis cezası yok. Dolayısıyla çıkacak karar sizi ilgilendirmeyecek.




Hizmet - Çoklu Dil Desteği

_yorum yap