Hukuki sorularınız ve cevaplarım #73

Bu yılın ortalarında bir aracı noterden satın aldım ama muayenesini yaptıramadım. Ben aldıktan 45 gün sonra da araca eski malikinin borcu için haciz konulduğunu gördüm. Benim olan mala başkasının borcu için haciz konur mu? Trafik tescil, adliyeye başvurun diyor, borçlu ben değilim ki başvurayım. Noter satışı önem taşımıyor ise biz niye notere gidiyoruz?
Önce noter satışından başlayayım. Araç satışı noterde yapılıyor. Noterde yapılan satış geçerli bir satıştır, bu tamam. Ancak noter satışı yapıldıktan sonra bu satış belgesi ile trafik tescil bürosuna gitmek, yeni malik adına tescil yaptırmak lazım. Bunu yeni malik yaptırmasa bile buna ait bilgileri noterler yasa icabı trafik tescile bildirir. Buraya kadar tamam. Şimdi hacze geleyim. Bir kimsenin borcu için aracına haciz konabilir. Haciz tezkeresi trafik tescil bürosuna gönderilir. Tescil bürosu, borçlu adına kayıtlı ise o aracın kaydına haciz koyar. Bir başkası adına kayıtlı ise haciz koymaz durumu merciine bildirir. Sizin olayınızda demekki tescilde bir gecikme olmuş. Buna belki muayenenin yapılamamış olması neden olmuştur, belki bir başka neden vardır. Yani haciz talebi geldiğinde araç henüz eski malik adına kayıtlıdır. Sizin hacizden önce noterde satış işlemini yaptığınız dolayısı ile haciz tarihinde aracın artık eski malikin değil sizin olduğunu belgelemeniz halinde mesele hallolabilir. Bu nedenle adliyeye başvurmanız önerilmiştir, öneri de doğrudur.
Müteahhitten daire satın aldım ama “İskan alıp tapusunu çıkartayım, sana tapusunu o zaman vereceğim” deyip benimle bir sözleşme imzaladı ve daireye yerleştim. Ama bana hiçbir zaman tapu vermediği gibi meğerse daire onun değil arsa sahibininmiş. Bir süre sonra arsa sahibi beni mahkeme kararı ile tahliye ettirdi. Şimdi bunun hesabını ben kimden sorayım?
Hesabını kimden soracağınız açık, müteahhitten soracaksınız. İki imkanınız var. Birincisi savcılığa başvurun ve dolandırıldığınızı ileri sürüp elinizdeki belgeleri dilekçenize ekleyin. Müteahhit aleyhine ceza davası açılmasını sağlayın. İkinci yolda ise ödediğiniz paraların uğradığınız zararla birlikte size iadesini talep edin ve bu taleple dava açın. Bilemiyorum müteahhidin mali gücü nedir ama bugün yoksa yarın olur, zaman kaybetmeyin. Bu ikisi size tavsiye. Üçüncü tavsiye tüm okuyucularıma. Böyle düz beyaz kağıda yazılı sözleşme ile daire alınıp satılmaz. Bu geçersizdir. Ama meslek hayatımda satışların yüzde 90’ının bu yolla geçersiz şekilde yapıldığını görüyorum. Bunların da yüzde 90’ı ihtilaf konusu oluyor. Bir daire almak önemli, herkesin hayatında bir kere karşısına çıkar, bunu da sokağa atmayın. Bir daire parasının binde birini de bir meslektaşıma ödeyip sağlıklı bir sözleşme yapın sonra pişman olunduğunda iş işten geçiyor.
17 yıllık evliyim, eşim çocukları da alarak evi terk etti. Bu durumda mal paylaşımı nasıl olur? Nafaka neye göre belirlenir? Birimizin ölümü halinde mal paylaşımı nasıl olur?
Onyedi yıllık evli biri için mal paylaşımı çok kolay olabilir ya da tam aksi çok zor olabilir. Bu nasıl yanıt demeyin, şöyle ki: Birincisi, eşlerin edindiği malvarlığı 1 Ocak 2002’den önce ise herkes kendi malını alıp gidecek. Bakın bu ne kolay. Ancak 1 Ocak 2002’den sonra edinilmiş mal varsa iş bu kadar kolay değil. Bu halde boşanma talebi tarihinde her iki eşin evlilik birliği içinde ve 1 Ocak 2002’den itibaren edindiği malların bir listesi yapılır. Bu malların parasal değerleri belirlenir ve bu değerler toplanır. Fazla değerli olandan az değerli olan çıkarılır, çıkan rakam aradaki farkı gösterir. Bu fark ikiye bölünür ve çıkan rakamın karşı tarafa ödenmesine karar verilir. İşte 1 Ocak 2002’den sonra edinilen mallar böyle paylaşılır. Bu paylaşma yapılırken şahsi eşyalar, bağışlar ve miras yolu ile elde edilen mallar hesaba katılmaz. Bu arada eşlerden birinin elde ettiği malın alımına öteki eş parasal katkı yaptıysa bu katkı da hesaptan düşülür. Tabii burada bir soru ortaya çıkar. Yapılan katkı nasıl ispatlanacak? Bilmem! Umarım katkı yaparken eşinizin elinden bir senet almayı ihmal etmemişsinizdir! Yeni sistemin daha karmaşık problemleri var ama anlatmaya kalksam kitap yazmam gerekir. Bugünlük bu kadar. Eşe nafaka bağlanmasına gelince. Maddi durumu iyi olanın geçim sıkıntısına düşene nafaka ödemesi gerekir, buna mahkeme karar verir. Ancak çok ama çok önemli bir hatırlatmam olacak. Eşlerden birinin çalışmıyor olması nafaka isteme hakkı verir mi? Uygulamada veriyor ama uygulama yanlış, çalışma imkanı olur da çalışmazsa nafaka tayin edilmemesi lazım. Bunu da hatırlatmış olayım. Eşlerden birinin ölümü halinde mal paylaşımı kalan eş ile ölenin mirasçıları arasında yapılır.
Askere gitmeden önce uyuşturucu kullanıyordum. Askere gittim, bıraktım. Ancak tam terhis olacağımda şeytana uydum, çarşı izninde temin ettim, birliğe girerken yakalandım. Askeri mahkemeye sevkedildim, mahkeme görevsizlik kararı vererek sivil mahkemeye sevketti. Şimdi bu yakınlarda duruşmam var, ben yargılanabilir miyim, yani cezai ehliyetim var mı?
Cezai ehliyetin yokluğu bizim yasalarımızda sayılmıştır. Bunlar, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik, alkol ve uyuşturucu madde etkisi altında olmak. Ancak bunlar da mutlak değildir. Örneğin yaş küçüklüğü yaşa göre kademelidir, küçük yaş cezai ehliyeti tamamen kaldırırsa da nisbeten büyük yaş indirim nedenidir. Keza akıl hastalığı da önemli bir akıl hastalığı ise sorumluluğu yoktur ama işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye verilecek ceza indirimli uygulanır. Sağır ve dilsizlerde de yaş sınırları vardır, kademe kademe indirimli uygulanır. Geliyorum uyuşturucu veya alkol etkisine. Bunda indirim uygulanabilmesi için alkol veya uyuşturucunun iradi olarak alınmış olmaması lazımdır. Burada uyuşturucu etkisi altında suç işlemiş olmak, uyuşturucu bulundurmaktan ayrı düşünülür. Bulundurmak veya kullanmak ayrı bir suçtur. Sonra siz askere elverişli neredeyse sonuna gelmişken bunlardan birinin uygulanması düşünülemez. Yani sağlıklı bir kimsesiniz.
Hizmet - Çoklu Dil Desteği


_yorum yap