Hukuki sorularınız ve cevaplarım

Hukuki sorularınız ve cevaplarım #71

 

 

Bir kiracım var. Oldukça yaşlı, oğlu ve gelini ile birlikte oturuyor. Ölümü durumunda sözleşme son bulur mu? Kiracının oğlunu evden çıkarabilir miyim?

 

Kiracının ölümü halinde kira sözleşmesi şu şartlarda son bulmaz: Şayet kiracı ile birlikte oturmakta olanlar var da onlar ölümden sonra kira sözleşmesinin şartlarına uymaya devam ederlerse kira sözleşmesi onlar için devam eder. Anlattığınıza göre kiracının oğlu ve gelini birlikte oturduğuna göre yukarıda anlattığım şartlarla oğlu kiracı olarak oturmaya devam eder, yeter ki sözleşmedeki şartlara uysun. Bu halde de kiracınızın oğlunun tahliyesini isteyemeyeceksiniz. Bu meskenlerde böyle olduğu gibi işyerlerinde de birlikte çalışanlar için aynı durum söz konusudur.

 

 

Devlet hastanesinden bir yazı aldık. “Haziran 1999’da tedavi gören babanızın tedavi masrafı için imzaladığınız bono bedeli bugüne kadar ödenmemiştir. …. TL’yi …. hesabına yatırmanız ihtar olunur” diye bir avukattan yazı aldık. Bu para bizden istenebilir mi?.

 

Anlatılan sanki şaka gibi. Yahu rahmetli on seneyi aşkın süre önce ölmüş, şimdi bononun bedeli isteniliyor. Bir bononun icra marifeti ile istenilebilmesi için üç yıl içinde icra takibine konu yapılması lazım. Yani bono nedeni ile özel takip yapılamaz. Olsa olsa adi takip (ilamsız takip) konusu yapılır. İyi ama borçlar on yıllık zamanaşımına tabi. Oysa sözü edilen olayın üzerinden on buçuk sene geçmiş. Üstelik istenilen ana para atla deve değil ama faizi, masrafı ve talep edilen vekalet ücreti almış başını gitmiş. “Bu ne sürat” denmez mi? “On buçuk yıldır kim öle kim kala, bugüne kadar aklınız neredeydi” denilmez mi? İşin özü bir kere süre yönünden olaya bakıp itiraz etmeniz mümkün ama öncelikle şunu söyleyeyim: Böyle bir mektupla da para ödenmez ki. Varsa takip dosya numarasını öğrenin de onun üzerinden gerekli itirazları yapın. Aksi halde pek ciddiye almayın.

 

 

Kiracım, apartmanda oturanlara cehennem azabı yaşatıyor. Herkesle kavgalı, gece birde üç çocuğunu apartmana salıp herkesi rahatsız ediyor. İnanılmaz ama yazın soba yakıp komşuları perişan ediyor. Komşular bir olmuş, evine girip eşyalarını sokağa atalım gitsin diyorlar. Bu suç olur mu?

 

Önce yapabileceğiniz bir yanlışı önlemeye çalışayım. Kesinlikle birinin evine girip eşyasını sokağa falan atmayın. Her ne sebeple olursa olsun bir kimsenin evine giremezsiniz, eşyasını sokağa atamazsınız. Siz bakmayın sabaha karşı evlere girilip evi arama bahanesi ile evlerin talan edilmesine, onlar başka şey yapıyor. Siz onları örnek almayın, siz yasalara saygılı olun ve Borçlar Kanunu’nun 256’ncı maddesine göre hareket edin. Bu maddeye göre kiracı kiralananı kullanırken tam bir ihtimam dairesinde hareket ve apartman kiralamasında bina dahilinde oturanlara karşı icap eden vazifeleri ifa ile mükelleftir. Kiracı ihtara rağmen bu tür hareketlerine devam ederse kiracının tahliyesini talep mümkündür. İşte siz onun bunun evine girenlere bakmayın, suç işleyenleri kendinize örnek almayın, siz söylediğim şekilde davranın.

 

 

Bir işyerinde çalışmaktayken öğrendim ki sigortaya eksik bildirilmişim. Eksik prim elbette benim emekliliğimi etkileyecek. Acaba bunu düzeltmek mümkün değil mi?

 

Elbette etkiler. Zira emeklilikte iki ölçü var. Birincisi prim ödeme gün sayısı, ikincisi yaş sınırı. Prim ödeme gün sayısı eksik olduğunda emekli olamıyorsunuz. Dolayısı ile prim gün sayısı tamamlanmalı ve çalışmalarınızın tamamı prim gün sayısı olarak bildirilmeli. Bunu bugün işyerinden talep edin. Bilemiyorum bu durumu düzeltirler mi? Ancak düzeltilmese bile bu konuda yargı yolu açıktır. İşinize son verilmesi halinde dahi beş yıl içinde açacağınız dava ile bildirilmeyen günlerinizi sigortalılıktan saydırabilirsiniz. Yeter ki çalışmalarınızı belgeleyin.




Hizmet - Çoklu Dil Desteği

_yorum yap